AKUPUNKTUR İLE BEL VE BOYUN AĞRISI TEDAVİSİ

Bel ağrılarının büyük kısmı, yumuşak dokulardaki (örneğin: kas, ligament) aşırı gerilme ve  zorlanma sonucu gelişir (%70) ve çoğunlukla bu tür bel ağrıları geçicidir. Bel ağrılarının %10 dejeneratif değişikliklere bağlıdır. Bel fıtığı bel ağrılarının ancak % 4 kısmından sorumludur. Diğer bel ağrı nedenleri: Osteoporoza (kemik erimesine) bağlı kompresyon kırıklar % 4, omuriliğin geçtiği kanal daralması (spinal stenoz) % 3 , spondilolistezis % 2. Bel ağrılarının  % 8’i : genetik hastalıklar, trauma sonucu oluşan kırıklar, kanser, inflamatuvar artritler ve enfeksiyonlardan kaynaklıdır.

acupuncture ile ilgili görsel sonucu

Boyun ağrısı omurganın kemik ve eklem yapılarından kaynaklı olabileceği gibi kas, bağlar ve sinirler gibi yumuşak dokulardan da kaynaklanabilir. En sık boyun ağrısı nedenini yumuşak doku zorlanmaları oluşturur. Boyun ağrısı boyunu destekleyen kasların aşırı gerilmesi ile oluşur. Ağır bir şey kaldırmak, aşırı spor yapmak, yoğun masa başı iş yapmak, bilgisayarın başında öne eğik vaziyete, kambur halde çalışmak kas spazmına neden olabilir. Ayrıca yanlış pozisyonda uyuya kalma, yüksek yastık ve kötü seyahat şartları da boyun tutulması yapabilmektedir. Çoğu zaman basit tedaviler ile spazm ve tutulma çözülmektedir.

Trafik kazaları boyunda ciddi yaralanmalara neden olabilmektedir. Araba koltuklarının üst kısımlarındaki baş destekleri başın arkaya gitmesini engelleyen önemli güvenlik önlemleridir. Ayrıca emniyet kemerlerinin kullanımına mutlaka dikkat edilmelidir. Ayrıca güreş gibi sporlar ve yüksekten düşme de benzer derecede boyun sorunlarına yol açabilir.

Boyun osteoartriti (kireçlenme) eklemlerin yıpranıp, aşınmasıyla oluşur. Boyunda bu değişiklikler 20-30’lu yaşlarda başlayarak ilerler fakat genellikle yakınmaya neden olmaz. Eğer eklemlerdeki söz konusu hasar ve disk kenarlarındaki yeni kemik oluşumları boynun normal hareketlerini engellerse, ağrı dışında boyunda tutukluluk hissi de gelişir. Ağrı ve tutukluluk zaman zaman alevlenme ve düzelme dönemleri gösterebilir. Eklem kenarlarından büyüyen yeni kemik oluşumları boyun hareketleri sırasında sinir köklerine bası yapabilir. Sonuçta, sinirin yayılım alanı boyunca (omuz ve kollarda) ağrı oluşabilir. Sinir hasarı aynı zamanda uyuşukluk, iğnelenme hissi oluşturabilir ve kaslar güçsüzlüğü ortaya çıkabilir. Bazen çok ileri olgularda, kemik çıkıntıları omuriliğe de bası yapabilir ve vücudun alt kısmında güçsüzlük ve duyu kaybı gelişebilir

Boyun Fıtığı -Her iki boyun omuru arasında yastık görevi yapan jölemsi kıkırdak disk dokusunun omurilik ve kola giden sinirlere doğru taşmasıdır. Basının büyüklüğü ve etkinliğine göre boyun ve kol ağrısı, kol kaslarında kuvvet kaybı, ellerde his kusuru, uyuşma ve beceriksizlik görülebilir. Eğer omuriliğe doğru bası olur ise yürüme zorluğu, bacaklarda kuvvetsizlik ve idrar şikayetleri de görülebilmektedir. Tıbbi tedaviye rağmen yakınmalar geçmiyorsa yada ciddi omurilik ve sinir basısı var ise; o zaman tedavi ameliyattır.

Romatoid artrit, ankilozan spondilit gibi hastalıklar boyun hareketlerinde kalıcı kısıtlılık yapabilir. Ancak mekanik ağrıların tersine bu hastalıklarda ağrı hareketle azalır uzun süreli istirahatle ve özellikle geceleri artar. Sabahları görülen yarım saatten fazla süren eklem sertliği ve hareket zorluğu romatizmal hastalıklar için tipiktir.

Omurga Kanalında Daralma-Omuriliğin ve/veya sinirlerinin geçtiği kanalların daralması ve omurilik beslenmesinin bozulması ile ortaya çıkar. Özellikle ileri yaşlarda ellerde uyuşma, kuvvetsizlik ve beceriksizlik, yürümede zorluk ve el-ayaklarda his kusuru görülebilmektedir.

Psikolojik Faktörler-Vücudumuzdaki kasların çoğunluğu çalışmadığı zaman tamamen gevşer. Ancak yer çekimine karşı koyan kaslar olarak bilinen ve boyun kaslarını da içeren bazı kaslar vücudumuzu dik pozisyonda tutmak için sürekli çalışmak zorundadır. Boyun kasları çok çalışırlarsa, gerilim tipi baş ağrısına neden olurlar. Kişi herhangi bir konuda endişe duyduğunda, üzüldüğünde kaslarını gereğinden daha fazla kasar. Bu durum, kasların başın arka kısmına yapıştıkları yerde aşırı bir gerginlik oluşturur. Kas yapışma yerleri duyarlı ve ağrılı hale gelir. Ağrı çok şiddetlendiğinde boyundan yukarı başın arka kısmına ve öne doğru yayılır, hatta bazen ağrının gözlerinin arka kısmında hissedildiği söylenir.

Diğer Nedenler-Bazı kişilerde kötü duruş, çok yumuşak bir yatak ve yastığın kalınlığının uygun olmaması gibi nedenlerle birkaç günde kaybolan boyunda ağrı ve tutukluluk hissi gelişebilir. Miyofasiyal Ağrı Sendromu adı verilen boyun ve sırt kaslarında duyarlı noktalarla kendini gösteren yumuşak doku kaynaklı ağrılar olabilir. Boyundan çıkan sinirlerin omuz ve koltukaltı bölgesinde sıkışması da Torasik Çıkış Sendromu denilen, boyundan kola yayılan ağrı ve uyuşukluğa neden olan hastalığa yol açabilir. Çok daha nadiren, boyundaki ağrı çok ciddi başka bir hastalığın belirtisi olabilir. Boyun tümörleri, omurilik tümörleri, kemik enfeksiyonları (tüberküloz, bruselloz) da boyun ve kol ağrısı nedeni olabilir. Omuz ekleminden kaynaklanan ağrılar boyun ve kol ağrılarını taklit edebilir. Yemek borusu, nefes borusu, tiroid ve akciğer hastalıklarında da nadiren ağrı boyun bölgesinde hissedilebilir.

Bel Fıtığı Ve Bel Kireçlenmesi Nedir?

İki omur arasında yer alan diskler 4 – 6 mm kalınlığında, form değiştirebilen elastik yapılardır. Diskin merkezi kısmında jöle benzeri, yumuşak bağ dokusundan oluşan nucleus pulposus, etrafında da özel lifli halka anulus fibrosus var. Bu iki farklı yapıdan oluşan diskler omurlar arasında yastık (amortisör) görevi yapmaktadırlar. Diskler bütün omurga boyunca omurlar arasında yer alırlar ve böylece omurların birbiri üzerinde daha kolay hareket ederek ölçülü de olsa omurganın hareketliliğini sağlamış olurlar. Ayrıca omurgaya binen ağırlığın daha geniş yüzeye yayılması da sağlanmış olur.

Doğal olarak, lomber-bel bölgede bulunan diskler, daha üst seviyelerdeki, örneğin boyun bölgesindeki disklere oranla daha fazla ağırlığa maruz kalırlar. Bu da disklerin yıpranması neden bel bölgesinde daha fazla oluştuğunun nedenlerinden bir tanesidir.

Damarsal yapıları olmayan diskler beslenmeleri için gerekli olan oksijen, glikoz gibi maddeleri komşuluk yaptıkları omurların süngerimsi kemik yapılarından diffüzyon yoluyla alırlar. Bu nedenle direkt kan akımıyla beslenemeyen disklerde doku yaşlanması (mikroskopik dejenerasyonlar) diğer dokulara göre daha erken başlar. Disklerdeki bu dejeneratif değişimler otuzlu yaşlardan itibaren mikroskop altında görünür hale gelmektedir. İlerleyen yıllarda disklerdeki dejenerasyonlara paralel olarak, omurların kenarlarında kalsifikasyonlar (osteochondrose) ve omurlar arasındaki eklemlerde de (spondylose) dejenerasyonlar oluşur. Direkt röntgen filmlerinde, görülen kalsifikasyon ya da halk arasında kireçlenme olarak adlandırılan oluşumlar bu dejeneratif değişimlerdir.

Boyun Fıtığı Ve Boyun Kireçlenmesi Nedir?

Boyun bölgesinde 7 adet omur mevcuttur. Omurlar arasında, ikinci ve üçüncü omurlar arasından başlayarak disk adı verilen kıkırdak yapılar bulunur. Boyun, başımızı her yöne çevirmemizi sağlayan ve başın ağırlığını taşıyan güçlü bir yapıya sahiptir. Bu hareketleri omurlar arasında bulunan diskler ve eklemler aracılığı ile sağlar. Boyun omurları içerisinden omurilik geçer. Omurlar arasında bulunan deliklerden ise kol kaslarının hareketini sağlayan ve kolların duyusunu sağlayan sinirler çıkar. Boyun omurları çok hareketli bir yapıya sahip olduğu için boyun ağrısı sık karşılaşılan bir yakınmadır. Erişkin yaş grubunda insanların yarısı yaşamlarında en az bir kez boyun ağrısı atağı geçirirler.

Omurlar arasında bulunan diskin çeşitli nedenlere bağlı olarak yırtılması sonucunda bu yapının omurilik kanalı ve sinir kökü kanalına girmesiyle boyun fıtığı oluşur.

Boyun fıtığının oluşması pek çok nedene bağlı olabilir. Trafik kaza sonrası veya travma sonrası boyun fıtığı oluşabilir, boynun yanlış hareketleri ve yanlış pozisyonları, boyun kaslarında zayıflık, yanlış duruş, psikolojik stres, yorgunluk, uzun süreli bilgisayar kullanımı, soğuk klima ısısına maruz kalmak ve egzersiz yapmamak başlıca boyun fıtığı nedenleri arasındadır.

Boyun, bele göre daha narin bir yapıda olduğundan, boyundaki deformasyonlar daha erken yaşlarda başlayabilir. Genetik yatkınlık da boyun fıtığına neden olabilir. Genellikle ince, narin ve uzun boyunlu insanlarda boyun fıtığı, kısa boyunlu insanlara oranda daha çok görülmektedir. Bu tip insanların kas yapıları daha zayıftır ve çevresel faktörler ile yaşam biçiminden çok daha kolay etkilenir.

Sigara kullanmak da boyun fıtığı riskini artıran nedenler arasındadır. Özellikle genç yaşlarda sigaraya başlayanlarda, boyun yapısı kısa sürede bozulmaktadır.

Boyun fıtığı, akut ve kronik olarak iki döneme ayrılabilir. Akut dönemde omurgalar arasındaki disk dokusunun jel kıvamında iç kısmının, daha kuvvetli bir bağ dokusundan oluşan dış kısmı yırtarak omurilik ve sinirlere bası yapması sonucu boyun fıtığı ortaya çıkar. Buna bağlı tek taraflı boyun ağrısı, kürek kemiğine, göğse ve kola yayılan ağrılar hissedilebilir. Ağrı, öksürük, ıkınma ve hapşırma ile artabilir. Kollarda güçsüzlük hissi, sabah yorgunluğu, kulakta çınlama ve uğultu de olabilir. Kronik dönemde omurga kemiklerinde çıkıntı oluşumu (osteofit) veya genel olarak omurga sistemini oluşturan yapıların yaygın dejenerasyonu ile servikal spondilozis – boyun kireçlenmesi adı verilen bir tablo söz konusudur.

Akupunktur İle Bel Ve Boyun Ağrısı Tedavisi

Akupunktur, bel ve boyun fıtığı tedavisinde akla gelecek tedavi yöntemidir zira akupunktur boyun ve bel fıtıklarda yapısal bozuklukları tamir eder. Ayrıca akupunktur tedavisi uzun süreli etkili olmaktadır.

Romatizmal ağrıları, boyun bölgesi artrozu (boyun kireçlenmesi), bel bölgesi artrozu (bel kireçlenmesi) akupunkturla tedavi edilmektedir. Kireçlenme vücudun hemen her ekleminde olabilir (boyun, omuz, dirsek, el, ,kalça, omurga, diz) buradaki nedenlerden bir tanesi fazla kilo ise akupunktur burada bir tedavi olarak kiloları vermede faydalı olur. Bunun haricinde akupunktur hafif ve orta düzey kireçlenmelerde bir tedavi yöntemi olarak dünyada yaygın olarak kullanılıyor.

Ayrıca kemikler alçıya alındığında, alçı eklem, kas ve bağların hareketsiz kalmasına neden olduğu için kireçlenmeye sebep olur. Bir an evvel egzersizlere başlamak gerekir. Bu egzersizler yapılıyorken de ağrı kesici, çevre dokuları gevşetici ve güçlendirici, ödemi çözücü etkileri için akupunktur tedavisinden yararlanılabilir.

Akupunktur boyun ve bel ağrılarında bu bölgelerde oluşan kas spazma bağlı ağrılarında 
etkili olabilmektedir. Fibromiyaljide (Kas Ağrılarında) akupunktur tedavisi ağrı azaltan etkinliğinin yanında omurga çevresinde bulunan kasları (paravertebral) gevşetir ve uzun dönem devam eden kas ağrılarının oluşturduğu anksiyete üzerinde de rahatlatıcı etkisi ile psikolojik rahatlama sağlar.

Akupunktur Vücuda Nasıl Etki Ediyor ?

Ağrı tedavisinde akupunktur vücutta endorfin salgısına yol açarak analjezi oluşturmasının yanında kas iskelet sistemi ağrılarına yol açan nedenlerini (kasılma, ödem, inflamasyon, iskemi) ortadan kaldırdığı için kalıcı bir iyileşme sağlamaktadır.

Ağrı kesici etki: Akupunktur beyinden endorfin maddesini salgılatır. Endorfin, bugün hiçbir ilacın etkisine ulaşamadığı güçlü ağrı kesici etkisi olan maddedir. İnsan vücudu tarafından üretilir. Akupunktur bu doğal ağrı kesicinin salgılanmasını uyarır

Kas gevşetici etki: Akupunktur beyinden GABA (gama amino bütirik asit) salgılanmasını uyarır. GABA kuvvetli bir kas gevşetici olup, ağrıların azalmasına neden olur. Özellikle boyun ve bel fıtıklarında kas spazmı vardır. GABA sayesinde bu spazm ortadan kalkar.

Ödem ve enflamasyon çözücü etki: Ağrıyı hissettiğimiz yerde, enflamasyon varlığında ödem dediğimiz, sıvı toplanması söz konusundur. Ödem hem ağrıya neden olur hem de o bölgenin dolaşımını bozarak ağrıyı arttırır. Akupunktur beyinden streoid denilen maddenin salgılanmasını uyarır. Streoid ödemi çözerek hastayı rahatlatır, dolaşımı arttırır ve ağrıyı azaltır.

Psikolojik rahatlatıcı etki: Akupunkturun insanı sakinleştirici ve rahatlatıcı etkisi, beyinden salgılattığı serotonin ve endorfin maddelerine bağlıdır. Kişi üzerinde oluşan stres ortadan kalkar, uyku düzeni sağlanır. Kişi düzenli uyku sayesinde halsizlik ve yorgunluk semptomlarından kurtularak kendini daha iyi hisseder.

Akupunktur Nasıl Uygulanır ?

Akupunktur haftada 2-3 kez olmak üzere toplam 10-15 seans uygulanmakta. Yöntem olarak Fransız Kulak ve Vücut akupunkturu uygulamakta. Seans süresi 20-30 dakikadır.

Akupunkturun en çekici tarafı hiç bir yan etkinin olmamasıdır. Tedavi süresince komplikasyon yaşanmazken son derece rahatlatıcı bir tedavi seçeneğidir.

Tedavi sırasında kullanılan steril gümüş iğneler saç teli kadar ince olduğundan vücuda batırıldığında acı hissedilmez, iğnenin durduğu yerde kızarıklık oluşabilir ve sıcaklık hissedilebilir.

Belirtmek isteriz ki akupunktur tedavisi sürecinde hasta normal yaşamına devam edebilir. Ayrıca akupunktur tedavisi, ilaç tedavisindeki yan etkileri ve cerrahi tedavilerdeki riskleri içermez.

Kliniğimizde akupunktur uygulayan Doktor Ebru Uysal ve Doktor Berna Egemen  Sağlık Bakanlığın vermiş olduğu Muayenehane Akupunktur Ünitesi Yetki Belge ve Akupunktur Tedavisi Uygulama Sertifikalarına sahiplerdir.

Akupunktur tedavisi için (0216) 384 20 85-384 20 86 kliniğimizin telefon numaralarından arayarak randevu alabilirsiniz.

16 Responses to Akupunktur İle Bel ve Boyun Ağrıları Tedavisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.