Category Archives: Özel Dosyalar

Akupunktur İle Zayıflama

(WHO)-Dünya Sağlık Örgütünün yayınladığı raporlara göre akupunkturla tedavi edilebilen hastalıklar grubunda obezite (şişmanlık) yer almaktadır. Kilo vermek beslenme alışkanlıklarının ve yaşam tarzının değiştirilmesi ile mümkündür. Bu yeni alışkanlıkların edinilmesi sırasında, akupunktur hastaya çok büyük kolaylıklar sağlar.

Akupunktur tedavi etkisi :

Akupunktur beyinde hipotalamus bölgesinde bulunan iştah merkezini etkileyerek iştahın azaltılmasına yardımcı olur. Bu şekilde gün içerisinde oluşan yemek yeme isteği de azaltılır. 

Akupunktur midedeki asit salgısını dengeler ve açlığa bağlı mide kazınmasını ve mide yanmasını azaltır. 

Akupunktur tedavisi diyetin neden olduğu halsizliği ve yorgunluğu da azaltır. Kişinin enerji seviyesinin yükselmesini sağlar.

Akupunktur tedavisi metabolizmayi hızlandırır. Bu şekilde daha hızlı kilo verilmesini sağlar.

Akupunktur serotonin ve endorfin seviyesinin artmasını sağlar. Bu şekilde huzur verir ve mutluluk hissi yaratır.

Kliniğimizde akupunktur tedavisinde kulak akupunktur yöntemi uygulanmakta. Genellikle başlangıçta haftada 2  seans uygulanır. Sonra haftada 1 seansla tedaviye devam edilir. İstenen kiloya gelene kadar belirli aralıklar ile uygulamaya devam edilir. İstenilen kiloya ulaşınca kiloyu korumak için 3 seanslık kilo koruma programı uygulanır . 

Kliniğimizde, obezite tedavisinde olan kişilere düzenli son teknoloji profesyonel vücut analizi yapılmaktadır.

Akupunktur randevusu almak için lütfen 0216 384 20 85-384 20 86 kliniğimizin telefon numaralarından bizi arayınız.

OBESİTE NEDİR ?

Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkmasıdır. Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının yüzde 15-18’i, kadınlarda ise yüzde 20-25’ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde yüzde 25, kadınlarda ise yüzde 30’un üstüne çıkması obeziteyi oluşturmaktadır.

 OBEZİTE NEDENLERİ NELERDİR :

Aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları, yetersiz fiziksel aktivite, eğitim düzeyi, sosyo–kültürel etmenler, gelir durumu, hormonal ve metabolik etmenler, genetik etmenler, psikolojik problemler, sık aralıklarla çok düşük enerjili diyetler uygulama, sigara- alkol kullanma durumu, kullanılan bazı ilaçlar (antideprasanlar vb.), doğum sayısı ve doğumlar arası süre.

OBEZİTENİN YOL AÇTIĞI SAĞLIK SORUNLARI:

İnsülin direnci, Tip 2 diyabet, Koroner arter hastalığı Hipertansiyon, Metabolik sendrom, Kan yağlarının yüksekliği, Safra kesesi hastalıkları, Karaciğer yağlanması, Bazı kanser türleri (kadınlarda safra kesesi, endometriyum, yumurtalık ve meme kanserleri, erkeklerde ise kolon ve prostat kanserleri ), Felç, Uyku apnesi, Osteoartrit, Solunum zorluğu, Gebelik komplikasyonları, Aşırı kıllanma, Kas-iskelet sistemi problemleri, Ruhsal sorunlar (Anoreksiya nevroza (yemek yememe) veya Bulimia nevroza (kusarak yediği besinlerden yararlanmama), Binge eating (tıkınırcasına yeme), gece yeme sendromu gibi ortaya çıkabilir veya bir şeyi daha fazla yiyerek psikolojik doyum sağlamaya çalışma).

OBEZİTE NASIL SAPTANIR ?

Obeziteyi belirlemek için yaygın olarak Beden Kitle İndeksi (BKİ) ve Bel Çevresi Ölçümü kullanılmaktadır.

BEDEN KİTLE İNDEKSİ (BKİ)

BKİ, bireyin vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun (m cinsinden) karesine (BKI=kg/m2) bölünmesiyle elde edilen bir değerdir.
BKİ-18.5  altında ise zayıf
18.5-24.9 arasında ise normal kilolu
25-29.9 arasında ise fazla kilolu
30-34.9 arasında ise I. derece obez
35-39.9 arasında ise II. derece obez
40 üzerinde ise III. derece morbid obez

BEL ÇEVRESİ ÖLÇÜMÜN ÖNEMİ

Yalnızca yağ dokusunun artışı değil, aynı zamanda bu artan yağ dokusunun nerede biriktiği de önemlidir. Çünkü deri altında ve özellikle kalça bölgesinde biriken yağ dokusu (armut tipi obezite, kadın tipi şişmanlık), obezite ile ilişkili hastalıklarla çok sıkı ilişki göstermezken, yağ dokusunun göbek bölgesinde birikmesi olan elma biçimli obezite ya da diğer adıyla erkek tipi şişmanlık hastalıklar açısından daha fazla risk oluşturmaktadır.
Bel çevresinin erkeklerde 102, kadınlarda 88 santimetrenin üzerinde olması kardiyovasküler hastalık riski ile ilişkilidir. Yağın karın bölgesinde ve iç organlarda toplanması insülin direncine yol açmaktadır. İnsülin direnci ise obezite ile yol açtığı Tip 2 Diyabet, hipertansiyon, dislipidemi, koroner arter hastalıkları arasındaki ilişkiyi sağlayan en önemli faktördür.

KALORİ CETVELİ İÇİN TIKLAYINIZ

                                                            

Akupunktur İle Sigara Bırakma

Sigara bağımlılığın hem fiziksel hem psikolojik bağımlılık türü olması yüzünden, kişi kendi irade ile sigarayı bırakma denemesinde çoğu zaman başarısız kalır. (WHO)-Dünya Sağlık Örgütünün yayınladığı raporlara göre akupunkturla tedavi edilebilen alışkanlıklar grubunda sigara alışkanlığı yer almaktadır. 

Akupunktur etki mekanizması

Akupunktur vücudu nikotinden hızlı temizler. Nikotin, beyinde bulunan ve endorfin salgılayan sinir uçlarını bloke eder (çalışmasını durdur). Akupunktur bahsettiğimiz sinir uçlarını uyararak endorfin maddesinin salınmasını sağlar bu da kişinin sakinleşmesine, keyif ve huzur bulmasına neden olmaktadır. Akupunktur nikotin eksikliğine bağlı yoksunluk belirtilerin azalmasına sebep olabilir.

Nikotin yoksulluk belirtileri nelerdir ?

Gerginlik, sinirlilik, uyku kalitenin bozulması, yorgunluk, dilde ve başta uyuşma ve boşluk hissi, konsantrasyon azlığı, dikkat eksikliği, baş ağrısı, ishal veya kabızlık ve iştah artışıdır. Bu belirtiler geçicidir ve vücudun kendini onardığını gösterir. Sigarayı bırakmak isteyenlerde tüm nikotin yoksunluk belirtileri ortaya çıkmaz.  Belirtiler ilk 72 saat şiddetlidir ve 7-10 gün içinde azalarak ortadan kalkar, ancak akupunktur tedavisi ile sigarayı bırakan kişilerde bu belirtiler minimal seviyede yaşanır ve saydığımız tüm belirtiler ortaya çıkmayabilir.

Ayrıca yapılan araştırmalar gösteriyor ki akupunktur ile sigarayı bırakan kişilerin, sigaraya tekrar başlama oranı, kendi iradesiyle sigarayı bırakanlara ve ilaçla sigarayı bırakanlara göre, daha düşüktür.

Kliniğimizde sigara bırakma tedavisinde kulak akupunktur yöntemi uygulanmakta. Kulakta özel cihazla tespit edilmiş refleks noktaları akupunktur iğneleri ile tedavi uygulanır. Yapmanız gereken tek şey sigarayı bırakmaya karar vermektir. Toplam 4 akupunktur seansı uygulanmakta.

Alkol ve eroin bağımlılığı gibi nikotin de bir madde bağımlılığıdır. Ama unutmamak lazım bağımlılık asla iyileşmez ve ömür boyu bir uykuda kalır. Sigarayı bıraktıktan sonra 1 nefes dahi çekerseniz uykuda ki olan bağımlılık tekrar uyanır. Sigarayı bırakan şahıs 6 ay sigara içmese bağımlılık sorununu çözmüştür demek. Eğer 6 ay içinde bir sıkıntı yaşar ve sigara içme isteği olursa yine 1 veya 2 akupunktur seansı yapılabilir.

Sigaranın sebep olduğu hastalıklar nelerdir ?

Kronik Obstruktif Akciğer Hastalığın kısaca KOAH Hastalığın en yaygın nedeni sigaradır. Sigara içen her beş kişiden biri KOAH’a yakalanıyor. KOAH hava yollarıyla akciğer dokusunun zararlı duman ve gazlardan etkilenerek hasar görmesiyle oluşan, nefes darlığıyla ortaya çıkan bir hastalıktır. Erken evrede KOAH’da yakınmalar fazla olmadığı için hekime baş vurulmuyor. Hafif sorunu olan  da hekimin -Sigarayı Bırak- demesinden korktuğu için hekime gitmiyor. Ancak zamanla nefes darlığın artması yüzünden hasta günlük işleri bile yapamayacak duruma geliyor. Ayrıca bu hastalık bazen astımla da karıştırılabiliyor.

Sigara akciğer kanseri başta olmak üzere, ağız, dil, dudak, gırtlak, yemek borusu, mide, pankreas, mesane, böbrek ve kadınlarda rahim ağzı kanserine neden oluyor.

Ayrıca sigara kalp krizi, hipertansiyon, inme, damar tıkanıklığına, ülsere sebep olur. Damarlar üzerinde büzüşme etkisi yaparak ayak ülserinin oluşumuna ve atar damar damar yetersizlik ve tıkanmalarına neden olabilir (Burger hastalığı). Erkeklerde empotansa neden olabilir, hamilelerde düşük yapmaya neden olabilir. Eğer sigara içen şahısta Şeker hastalığı varsa sigara sinir ve böbrek hastalıklarının ortaya çıkmasını hızlandırır.

Sigara içilen evde ki yaşayan bebeklerde ve çocuklarda bir takım rahatsızlıklara daha sık rastlanır. Ani bebek ölüm riski 2,5 kat, bebeklerde kolik tarzı karın ağrısı 2 kat, astım ve alerjik hastalık 5 kat fazla görülür. Ayrıca, çocuklarda zatürre ve bronşit gibi solunum yolu enfeksiyonları belirgin şekilde artar, davranış bozukluklarına daha sık rastlanır.

Akupunktur ile sigarayı bırakma randevusu almak için lütfen 216 384 20 85-384 20 86 kliniğimizin telefon numaralarımızdan bizi arayınız.

 

 

Akupunktur İle Bel Fıtığı Tedavisi

Belimizde 5 omur vardır. Omurlar arasında süspansiyon görevi yapan diskler vardır. Diskler bağ dokusundan oluşmuştur. Diskler omurlar arasındaki hareket serbestliği temin ederler. Daha da önemlisi omurlara (eğilme ve ağır kaldırmalar esnasında) gelen basıncı merkezden kenara doğru eşit miktarda dağıtırlar. Diskin içi jel gibi, peltemsi, yumuşak maddeden (sıvıdan) oluşan, dışı da özel lifli tabakayla çevrilmiştir.

       

BEL FITIĞIN NEDENLERİ 

Hareketsiz bir iş ve hayat tarzı, oturarak iş yapmak, şişmanlık, spora ısınmadan başlamak, stres içinde yaşamak, yanlış duruş ve oturuşlar bel için zararlıdır. Sürekli yapılan yanlış hareketler, duruş ve oturuş bozuklukları, ağır kaldırma esnasında yanlış eğilme hareketleri diskin dışında ki özel  lifli tabakanın yırtılmasına neden olur. Bunun sonucu diskin içinde ki jel gibi, peltemsi yumuşak madde omurların arasına dışarı doğru fırlar. Buna bel fıtığı denir. Liflerden dışarı taşan bu sıvı hem sıvı özelliğini kaybedip sertleşir, hem de etrafta ki bulunan damar ve sinirlere baskı yapmaya başlar. Bunun sonucu belde ve / veya bacaklarda dayanılmaz ağrılar, hareketlerde kısıtlılık, topallayarak yürümek, bacaklarda uyuşmalar, kuvvet kaybı ve bacakta incelme ortaya çıkar.

Eğer fıtıklaşma arkaya doğru olursa (omur iliğe baskı sonucu) hastada idrar tutamama ve cinsel fonksiyon kaybı olabilir. Bu durumda fıtığın ameliyat edilmesi gerekmektedir. Ancak bel fıtıkların % 97 ameliyatlık değildir. Ameliyat gerektirmeyen hastalarda çoğu zaman fizik tedavi ve ilaçlarla tedavi uygulanmaktadır.

(WHO)-Dünya Sağlık Örgütünün yayınladığı raporlara göre akupunkturla tedavi edilebilen hastalıklar grubunda bel ağrısı ve bel fıtığı yer almaktadır.

 AKUPUNKTUR İLE BEL FITIĞI TEDAVİSİ VE ETKİ MEKANİZMASI

Akupunktur:   1. Ağrıyı giderir

                    2. Adaleleri gevşetir

                    3. Ödemi çözer

                    4. Psikolojik rahatlık sağlar.

1. Akupunktur vücudumuzda bulunan ağrı kesicileri harekete geçirir. Akupunktur Endorfin maddeyi harekete geçer. Endorfin vücuda özgü çok güçlü bir ağrı kesicidir. Böylece hasta, ağrı kesici ilaç kullanmadan, akupunktur tedavisiyle şiddetli ağrılarından kurtulabilir.

2. Akupunktur vücudumuzda bulunan  kas gevşetici maddeleri harekete geçirir. Kulak kepçesinde bulunan temsili Valiyum noktasına akupunktur iğnesini batırarak GABA’yı harekete geçirir. GABA (Gama-amino-butirik-asid) vücudun çok güçlü  kas gevşeticisi olduğu için, hasta kas gevşetici ilaçları kullanmadan, akupunktur tedavisiyle bel bölgesinde oluşan kas spazmından kurtulabilir.

3. Akupunktur vücudumuzda  bulunan ödem çözücü maddeleri harekete geçirir. Kulak kepçesinde bulunan temsili böbrek üstü bezi noktasına akupunktur yaptığımızda vücudun Kortizonu salgılanır. Kortizon hormonun ödem çözücü etkisi vardır. Kortizon bel bölgesinde oluşan ödemi dağıtarak, bölgeyi rahatlatır ve ödeme bağlı damar ve sinirlere yapılan baskı ortadan kalkabilir.

4. Akupunktur vücudun sakinleştirici maddelerini harekete geçirir. Akupunktur vücudun Serotonin ve Endorfin seviyesini artırarak tedavi sırasında kişiye huzur verir ve rahatlama sağlar. Akupunktur limbik sistemin çalışmasını dengeleyerek kişinin strese karşı tepkisini değiştirir, bünyeyi strese karşı daha dayanıklı kılar ve kişinin endişe ve kaygıları ortadan kaldırabilir.

Akupunktur ile bel fıtığı tedavisi haftada 2-3 kez olmak üzere toplam 15-20 seans uygulanmakta. Seanslar 20-30 dakika arası sürer.

Akupunktur ile bel fıtığı tedavisi için (0216) 384 20 85-384 20 86   kliniğimizin telefon numaralarından arayarak randevu alabilirsiniz. 

 

       

Akupunktur İle Migren Tedavisi

Migren, %90 oranında bayanlarda ortaya çıkan, bazen bulantı ve kusma ile beraber giden zonklayıcı, şiddetli, zaman zaman tek taraflı ve sıklıkla enseden göze veya göz arkasından başlayıp enseye geçebilen baş ağrısıdır. Damarsal kökenlidir. Ağrı bazen ayda 1 bazen haftada 2-3 kez şeklinde gelebilir. 

Birçok migren atağı ”aurasız migren” türü olarak görülür. Aurasız migren hastalarının baş ağrısına eşlik eden diğer durumlar; bulantı, kusma, ışık, ses ve kokuya karşı hassasiyettir. Auralı migren hastaları ise baş ağrısıatakları başlamadan önce 5 dakika ile 60 dakika arasında değişen ”aura” atakları yaşayabilir. Aura atakları geçici olarak yaşanan nörolojik bir bozukluk olarak bilinir. Geçici olarak yaşanan nörolojik bozuklukta hastalar hem görsel, hem duyusal (kelimeleri bulamama, uyuşma veya karıncalanma gibi) olarak etkilenir. Bunların arasında en sık yaşanan görsel auradır. Görsel aurada hastalar atak öncesinde parlak ışık çakmaları veya görme alanında sorunlarla karşılaşabilir. Migren atakları genellikle 20 ila 30 yaş arasında başlar, fakat baş ağrısı atakları çocukluk yada ergenlik döneminde yaşanabilir.

Migren Tetikleyicileri

 Kadınların yaşamış olduğu hormonal değişiklikler sebebiyle migren ataklarının ortaya çıkması kolaylaşır. Östrojen dalgalanmaları birçok kadının baş ağrılarını tetikleyebilir. Migren öyküsü olan kadınların, östrojen seviyesinde bir azalma yaşandığında adet öncesi ya da devamında baş ağrısı yaşayabilirler. Hamilelik veya menopoza girme dönemi migrenin ortaya çıkmasına neden olabileceği gibi, var olan migren ataklarının seyrini değiştirebilir. Kadınların kullandığı hormon ilaçlar da migrenin seyrini kötüleştirebilir. İşte ve ev hayatında yaşanan stres Migren atakların nedenlerinden olabilir. Uykusuzluk, aşırı uyku, uyku kalitesindeki bozulmalar migren atağının sıklaşmasına ya da ortaya çıkmasına neden olabilir. Cinsel aktivite veya yoğun fiziksel efor migreni tetikleyebilir. Açlık veya aşırı yemek, bazı gıda maddeleri ve gıdanın içinde ki katkı maddeler, alkol ve kafeinli içecekler migreni tetikleyebilir. Çevrede ki hava basıncı veya basınç değişiklikleri migreni tetikleyebilir. Gürültü, parlak ışıklar, güneş ışığına maruz kalmak, bazı yoğun kokular migreni tetikleyebilir.

Akupunkturla Migren tedavisi

Dünya Sağlık Örgütünün yayınladığı rapora göre akupunkturla tedavi edilebilen hastalıklar grubunda migren yer almaktadır. Migrenli hastanın ağrı eşik seviyesi çok düşüktür. Akupunktur tedavisi hastanın ağrı eşiği düzeyini yükseltmektedir. Ayrıca akupunktur atakların ortaya çıkmasında, serotonin de dahil olmak üzere beyin kimyasallarında yaşanan dengesizlikleri ortadan kaldırabilir ve östrojen hormon salınımını olumlu yönde etkileyerek migreni tedavi edebilir. Akupunktur ile migren tedavisi her gün veya haftada 3 kez olmak üzere yapılmakta ve toplam 10-15 seans uygulanmakta. Seanslar 20-30 dakika sürmektedir. Kliniğimizde migren tedavisinde kulak akupunktur ve vücut akupunktur yöntemleri uygulanmaktadır.

Akupunktur ile migren tedavi sonrası migren nöbetleri seyrekleşir veya migren tamamen ortadan kalkabilir. Migren teşhisi konulur konulmaz akupunktur tedavisine başlanırsa eğer akupunktur etkisini erkenden gösterir ve daha az akupunktur seansı ile hasta tedavi edilebilir. 

Akupunktur tedavisi gören hastalarımıza kliniğimizde yapılan Besin İntolerans Testi öneriyoruz.

Kliniğimizde ayrıca Gerilim Tipi Baş Ağrıları, Sinüzit (akut veya kronik) Baş Ağrıları ve Boyun Kireçlenmelerine Bağlı Baş Ağrıları tedavi etmekteyiz.

Akupunktur randevusu almak için lütfen (0216) 384 20 85-384 20 86 kliniğimizin telefon numaralarından arayınız.

Akupunktur İle Boyun Fıtığı Tedavisi

Süspansiyon görevi yapan diskler bağ dokusundan oluşmuştur. Diskler omurlar arasında ki hareket serbestliği temin ederler. Daha da önemlisi omurlara (eğilme ve ağır kaldırma esnasında) gelen basıncı merkezden kenara doğru eşit miktarda dağıtırlar. Diskin içi jel gibi, peltemsi, yumuşak maddeden (sıvıdan) oluşan, dışı da özel lifli tabakayla çevrilmiştir. Beyine giden damarlar, ellere ve kollara hareket veren sinirler omurlar ve disklerin hemen yanından geçerler.

BOYUN FITIĞI NASIL OLUŞUR ?

Masa başı iş yapmak, bilgisayarın başında öne eğik vaziyete, kambur halde çalışmak, uzun topuklu ayakkabı giymek, aşırı stres içinde yaşamak, yanlış duruş ve oturuşlar boyun disklerin yıpranmasına neden olur.

İlk başlarda disklerin içinde ki su miktarı azalır, sonra diskin liflerinde minik yırtılmalar başlar. Diskin içindeki jel madde minik yırtıklardan dışarı doğru fırlar ve komşu dokulara, damarlara ve sinirlere baskı yapar. Buna boyun fıtığı denir. Bunun sonucu hastada ki bazı şikayetler ortaya çıkar: Boyun ağrısı, omuz ağrısı, kol ağrısı, kürek kemikleri arasında ki ağrı, baş ağrısı ve baş dönmesi, kollarda uyuşma ve karıncalanma, kollarda güçsüzlük hissi, sabah yorgunluğu, kulakta çınlama ve uğultu.

      

BOYUN FITIĞI TEDAVİSİ VE  AKUPUNKTUR ETKİ MEKANİZMASI

(WHO)-Dünya Sağlık Örgütünün yayınladığı raporlara göre akupunkturla tedavi edilebilen hastalıklar grubunda boyun ağrısı ve boyun fıtığı yer almaktadır.

Akupunktur tedavisi :

1. Ağrıyı giderir

2. Adaleyi gevşetir

3. Ödemi çözer

 4. Psikolojik rahatlık sağlar.

1. Akupunktur vücudumuzda bulunan ağrı kesicileri harekete geçirir. Akupunktur Endorfin maddeyi harekete geçer. Endorfin vücuda özgü çok güçlü bir ağrı kesicidir. Böylece hasta, ağrı kesici ilaç kullanmadan, akupunktur tedavisiyle şiddetli ağrılarından kurtulabilir.

2. Akupunktur vücudumuzda bulunan  kas gevşetici maddeleri harekete geçirir. Kulak kepçesinde bulunan temsili Valiyum noktasına akupunktur iğnesini batırarak GABA’yı harekete geçirir. GABA (Gama-amino-butirik-asid) vücudun çok güçlü  kas gevşeticisi olduğu için, hasta kas gevşetici ilaçları kullanmadan, akupunktur tedavisiyle bel bölgesinde oluşan kas spazmından kurtulabilir.

3. Akupunktur vücudumuzda  bulunan ödem çözücü maddeleri harekete geçirir. Kulak kepçesinde bulunan temsili böbrek üstü bezi noktasına akupunktur yaptığımızda vücudun Kortizonu salgılanır. Kortizon hormonun ödem çözücü etkisi vardır. Kortizon boyun bölgesinde oluşan ödemi dağıtarak, bölgeyi rahatlatır ve ödeme bağlı damar ve sinirlere yapılan baskı ortadan kalkabilir.

4. Akupunktur vücudun sakinleştirici maddelerini harekete geçirir. Akupunktur vücudun Serotonin ve Endorfin seviyesini artırarak tedavi sırasında kişiye huzur verir ve rahatlama sağlar. Akupunktur limbik sistemin çalışmasını dengeleyerek kişinin strese karşı tepkisini değiştirir, bünyeyi strese karşı daha dayanıklı kılar ve kişinin endişe ve kaygıları ortadan kaldırabilir.

Akupunktur ile boyun fıtığı tedavisi haftada 2-3 seans olmak üzere toplam 15-20 seans uygulanmakta. Seanslar 20-30 dakikalıktır.

Akupunktur ile boyun fıtığı tedavisi için (0216) 384 20 85- 384 20 86 kliniğimizin telefon numaralarından randevu alabilirsiniz.

Akupunktur İle Tüp Bebek Destek Tedavisi

Son yıllarda dünyada tüp bebek yöntemi ile çocuk sahibi olmak isteyen anne adaylarına akupunktur tedavisi uygulanmaktadır. Bir çok araştırma akupunktur tedavisi eşliğinde tüp bebek tedavisi (İVF) yapılmış anne adaylarının hamile kalma ve hamileliklerin devam etme oranlarının kontrol grubuna (kontrol grubu-akupunktursuz tüp bebek tedavisi yapılan anne adayları) göre  daha yüksek olduğunu göstermiştir.

Sağlıklı bir çocuğun dünyaya gelmesine kadar geçen sürede, bir çok ailede tüp bebek tedavisi defalarca tekrarlanması gerekiğini düşünürsek eğer, akupunktur ile deneme sayısının ve bundan dolayı harcanan zaman ve masrafın da düşürülebildiği bir gerçeği göz ardı etmemek lazım. 

Akupunktur tüp bebek tedavisini nasıl etkiler ?

Akupunktur rahimin iç tabakasının (endometrium) yeterli kalınlığa ulaşmasını sağlamaktadır ve transfer sonrası döllenmiş yumurtanın rahime tutunmasını kolaylaştırmaktadır. Akupunktur çevresel sinir sistemin çalışmasını dengeleyerek hormonal dengenin oluşmasına ve yumurta kalitenin artmasına katkıda bulunmaktadır.

Akupunktur vücudumuzda bulunan doğal ve yan etkisiz sakinleştirici özelliğe sahip maddeleri ve keyif verici maddeleri (serotonin) salgılatarak anne adayların sterse karşı dayanıklığını artırabilir ve gebelikle ilgili endişelerini azaltabilir.

Akupunktur tedavisi embriyon transfer öncesi başlar ve transfer sonrası devam ettirilir.

Kliniğimizde yapılan akupunktur ile tüp bebek destek tedavisi hakkında daha detaylı bilgi ve randevu almak için lütfen 0216 384 30 85-86 tel. bizi arayınız. 

 

Akupunktur İle Hamilelikte Mide Bulantısı ve Kusma Tedavisi

Anne adaylarının yaklaşık olarak %50’si hamileliğin özellikle ilk aylarında bulantı ve kusma şikayetleri vardır. Bu durum hamilelerin % 0.5 – 1’inde çok şiddetli boyutlarda olabilir ve kilo kaybına yol açabilir. Hiperemezis gravidarum olarak adlandırılan bu yakınma tedavi gerektirir. Aşırı bulantı ve kusmanın bebeğe zarar olmaz. Sanılan aksine hiperemezis gravidarum bebekte gelişme geriliğine ve bebeğin düşük kilo ile dünyaya gelmesine yol açmaz. Aynı şekilde hamilelerde de aşırı bulantı ve kusma nedeniyle yüksek tansiyon, gebelik zehirlenmesi, düşük veya erken doğum gibi durumlar gelişmez.

Akupunktur ile mide bulantı ve kusma tedavi edilebilir. Akupunktur tedavisi ne kadar süreceği ve kaç seans yapılacağı hastanın tedaviye verdiği cevaba ve hastalığının seyrine göre değişebilmektedir. Genel olarak hastaların ilk trimester sonunda bulantı ve kusmalarının şiddetinin neredeyse yok denebilecek bir düzeye indiği de görülmektedir. Ancak  seyrek de olsa gebelik boyu devam eden bulantı ve kusma vakaları da vardır.

Akupunktur tedavide daha çok klasik vücut akupunkturu uygulanmakta ve seanslar 20 dakika kadar sürmektedir. Seans aralıklarının ne kadar olacağı hastanın tedaviye verdiği cevaba göre değişmektedir. Uygulanan akupunktur tedavisi dışında hastanın  bu süreçte nasıl beslenmesi gerektiği hastaya detaylı bir şekilde anlatılmaktadır. Mide bulantı ve kusma şikayetleri olan anne adayları stresten uzak durmalı, mümkün olduğunca dinlenmeli. Kimi zaman 2-3 günde bir uygulanan akupunktur tedavisi başlarda günaşırı uygulanması gerekebilmektedir. Hastaların daha ilk seans sonrası bile bulantı ve kusmaları azalmakta ve aynı zamanda azalmış olan iştahlarında da artış görülebilmektedir.

Sonuç olarak gebelik döneminde hayat kalitesini ve hamilelik sürecini ciddi anlamda bozan ve beslenme bozukluğundan anksiyete ve depresif semptomlara kadar çeşitli sıkıntılara yol açan bu süreçte akupunktur ile daha kaliteli bir hamilelik süreci yaşanabilmektedir…

Kiniğimizde ayrıca hamilelerde migren tedavisi de yapılmaktadır. Daha detaylı bilgi veya randevu almak için lütfen 0216 384 20 85-86 tel. arayınız.

Akupunktur İle Hamilelikte Migren Tedavisi

Migren doğurgan çağdaki kadınların sorunudur. Hamilelikte hormonlardaki artış ve aylık döngünün kaybolması migren ataklarında azalmaya veya atakların durmasına neden olabilir. Ancak hamile kadınlarda migren atakları aynen devam edebilir. Hatta bazı kadınlar ilk migren atağını hamilelikte yaşayabilir.

Migren ağrısının nedenleri:

Hamilelik sırasında hormon değişiklikleri migreni tetikleyen tek neden değildir. Çoğu hamile kadında tetikleyici sebepler kombine davetiye çıkarırlar. Örneğin:

-Stres, gelecek zamanda bütün sorumlulukların üstesinden gelememe korkusu, çocuğun sağlıklı olup olmadığı kaygısı,

-uyku düzensizliği, yetersiz uyku veya yorgunluk,

-açlık kan şekerin düşmesi, kahvaltının geç yapılması, öğün atlamak, oruç tutmak, kaygıya bağlı yeme bozukluğu,

-bazı yiyecek ve içecekler: alkol, kafein, peynir, şarap, çikolata, yapay tatladırıcı maddeler ve raf ömrünü uzatan koruyucu madde MSG ( monosodyum glutamat ) ve nitrat içeren gıdalar (sosis, salam, pastırma),

-lodos, hava basınç değişiklikleri, rutubetli havada rüzgara maruz kalma, kirli hava ve gürültü,

-Alkol ve sigara içimi.

Hamilelik sırasında migren ağrılarını yaşamamak için migren atağını tetikleyen gıdalardan kaçınmak, dengeli sağlıklı beslenmeye çalışmak, bol su içmek önemlidir.

Migren atağını engelleyen ilaçlar ve ağrı kesiciler hamilelik sırasında alınmamalı. Ağrı kesicilerden aspirin ve antienflamatuar ilaçlar kanama riski ve düşük tehlikesine neden olabilirler. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki son 3 aylık döneminde ve doğuma yakın alınan aspirin doğum sırasında annede aşırı kan kaybına neden olabilir.

Akupunktur ile hamilelikte migren tedavi edilebilir. Migrenli hastanın ağrı eşiği oldukça düşüktür. Akupunktur  hastanın ağrı eşiğini yükseltebilir. Akupunktur, vücudun endorfin maddesini harekete geçirebilir. Endorfin vücuda özgü çok güçlü bir ağrı kesicidir. Ayrıca akupunktur, bedenimizde bulunan sakinleştirici maddeleri: serotonin ve endorfini artırarak tedavi sırasında hamile hastanın kaygılarını azaltır ve kişiyi rahatlatır.

Akupunktur her gün veya haftada 3 seans olmak üzere toplam 15 seans yapılmakta. Merkezimizde migren tedavisinde kulak akupunktur ve vücut akupunktur yöntemi uygulanmaktadır.

Akupunktur randevusu almak veya daha detaylı bilgi için lütfen 216 384 20 85-384 20 86 kliniğimizin telefon numaralarından bizi arayınız.

Akupunktur İle Fibromiyalji Tedavisi

Yaşam kalitesini bozan fibromiyalji, kronik ağrı sendromu, kronik yorgunluk sendromu veya tükenmişlik sendromu olarak bilinir. Yaygın kas ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, uyku düzensizlikleri ve bazen spastik kolit de eşlik etiği kronik hastalıktır.

Fibromiyalji kadınlarda ve genç erişkinlerde sık görülür. Kadınlarda menopoz döneminde artış gösterir.

Fibromiyalji nedeni tam olarak bilinmiyor. Daha çok hassas yapılı ve her şeyden çabuk etkilenen kişilerde, mükemmeliyetçi kişiliğe sahip olan kişilerde ve yoğun çalışan kişilerde görülmekte. Ev işi yaparken aşırı vücuduna yüklenen, aşırı temizlik yapanlarda, çok sık ev eşyaların yerlerini değiştiren hanımlarında görülmekte.

Fibromiyalji belirtileri: hasta ağrının bütün vücuda yayıldığını ifade eder. Ağrı yanıcı ve sızlayıcıdır. Uyku bozukluğu vardır, çok uyuma, uykusuzluk veya derin olmayan dinlendirmeyen uyku, dengesizlik hissi, karın ağrısı ve tuvalete çıkma alışkanlığında değişiklikler.

Fibromiyalji teşhisi koymak için üç ay şikayetlerin ve belirtilerin devam etmesi gerekir.En az 12 noktada ağrıya hassas olunması temel şarttır.

Kliniğimizde yapılan  muayene sonucu hastalarımızın tedavi planını oluşturuyoruz. Akupunktur ile fibromialji tedavisi 10 -15 seanslık halinde devam ediyor. Daha detaylı bilgi ve randevu almak için lütfen 0216 384 20 85-86 kliniğimizin telefon numaralarından bize ulaşın.

Akupunktur İle Stres Tedavisi

Her şeyin üstünüze geldiğini hissediyor ve hatta fiziki sağlığınızın da bozulduğunu fark ediyorsanız, stres seviyenizi kontrol edemeyecek noktaya geldiniz demektir. Çünkü stres genellikle kontrol edilemeyecek düzeye geldiğinde kendini belli eder.

Her insanın stres seviyesi farklıdır, bu nedenle hangi aşamada kontrol edilemez hale geldiği her insanda farklılık gösterir. Kimi insanlar ölüm, ayrılık gibi durumlarda bile sakin kalabilirken, kimi insanlar için kısa süre gecikmiş borç bile ciddi bir mesele olabilir.

Her kişinin stres seviyesi farklı olsa da stresin belirtileri genellikle benzerlik gösterir. Bunlar fiziksel ve psikolojik olarak ikiye ayrılır.

Stresin psikolojik belirtileri:

Dengesiz ruh hali,

Depresyon,

Huzursuzluk,

Uyku bozukluğu,

Zihinsel performans eksikliği,

Konsantrasyon güçlüğü,

Unutkanlık

Stresin fiziksel belirtileri:

Mide ekşimesi,

İştahın azalması ya da fazla yemek yeme,

Değişken bağırsak alışkanlığı, ishal ya da kabızlık nöbetleri, iritabıl kolon,

Tiroid problemleri,

Adet düzensizlikleri, infertilite,

Stese bağlı obezite,

Nefes alıp verme sorunları,

Astım,

Çarpıntı,

Migren, baş ağrısı,

Terleme.

Bu belirtilerin bir veya birden fazlası sizde bulunuyorsa öncelikli olarak hayatınızdaki stres faktörlerini ortadan kaldırmanız gerekir.

Bazı hallerde ise o stres faktöründen kaçmak mümkün değildir. İşte bu aşamada, bunun etkilerini en aşağı düzeye çekmek tek başına mümkün olmayabilir. Akupunktur tedavisi size destek olur ve iyileştirir.

Akupunktur Sempatik ve Parasempatik Sinir Sistemlerin dengeli çalışmalarını sağlar. Akupunktur dolaşımda Serotonin ve Endorfin seviyelerini artırarak kişiye huzur ve keyif verir, kaygılarını azaltır ve sedasyon sağlar. Akupunktur hastanın ağrı eşiğini yükselterek strese bağlı ağrılarını ortadan kaldırır.

Akupunktur haftada 2-3 kez olmak üzere toplam 10-15 seans uygulanmakta. Seanslar 20-30 dakika arası sürer. Akupunktur randevusu almak ve daha detaylı bilgi için lütfen 0216 384 20 85-86 kliniğimizin telefonlarından bizi arayınız.

Mezoterapi

Mezoterapi ilk olarak 1952 yılında Fransa’da Doktor Pistor tarafından uygulanmıştır.

Mezoterapi Latince  ‘’Mezo-Orta’’ ve ‘’Terapi-Tedavi’’ kelimelerden oluşmuş bir kelimedir. Mezoterapi-cildin orta tabakasına yapılan bir tedavi metodudur. İlaç karışımı mikroenjeksiyonlar halinde çok düşük dozlarda verilmektedir. Mezoterapide kullanılan ilaçların dozu çok düşük olduğu için ve ilaçlar yüzeysel uygulandığı için vücuda yan etkisi yoktur. Mezoterapi çok ince ve kısa iğne uçları (4-6 mm’lik, 29-30g iğneler) ile uygulanır ve uygulama sırasında ağrı fazla hissedilmez

Mezoterapinin uygulandığı durumlar ve hastalıklar:

 Sellülit, Artroz, Akut romatizma, Tendinit ve fibromiyalji, Spor veya kazalara bağlı burkulmalarda, Bursit, Varis, Flebit, Migren, Spastik kolon, Trigeminus nevralji, Faciyal paralizi, Boyun-omuz ağrı ve nevraljilerde,Alerjik astım ve Cilt kırışıklıklarında. 

Sellülit

Sellülit kelimenin anlamı deri ve deri altı dokusunda bulunan bir enfeksiyondur. Fakat sellülit olayında herhangi bir iltihabi durum yoktur. Sellülitte yağ hücrelerin çapında ve sayısında artış vardır, yağ hücreleri kümecikler haline gelir ve bunların etrafını sert bağ dokusu sararak hapseder ve bunun sonucu deri “portakal  kabuğu görünümü alır”. Aynı zamanda cilt altında lenf ve venöz (toplar damar) dolaşımı yavaşlar ve su metabolizma bozukluğuna bağlı hücreler arası fazla miktarda sıvı toplanmaya başlar.

Sellülit oluşumuna neden olan faktorler:Ergenlik başlangıcı, hamilelik sonrası, premenopoz ve menopoz dönemi sellülitin oluşumunda hormonlardan progesteron ve östrojenin rolü vardır.

  

Mezoterapi Uygulaması

Mezoterapi uygulaması hastanın yaşına, sellülit durumuna, hastanın mevcut  kilosuna göre değişir. Ortalama 10-15-20 seans yeterlidir. Seanslar başta haftada 2 veya haftada 1 uygulanır. Tedavi bittikten 1 ay, 3 ay, 6 ay ve 1 yıl sonra 1 seans daha yapılabilir (yeni sellülitin oluşmaması için). Mezoterapi ile beraber hastanın diyet yapması şart. Diyeti desteklemek amacıyla ve zayıflamak amacıyla mezoterapiyi akupunkturla beraber uygulayabiliriz.

Kliniğimizde mezoterapi ile bölgesel incelme ve sellülit tedavisi uygulanmakta.Kliniğimizde son teknoloji – profesyonel vücut analizi yapılmaktadır.Mezoterapi randevusu almak veya daha detaylı bilgi için lütfen 0216 384 20 85-384 20 86 kliniğimizin telefon numaralarından bizi arayınız. 

             

Lipoliz

Lipoliz ameliyat gerektirmeden yağlardan kurtulma olanağı sağlar. Bu tedavi yöntemi vücuttaki bölgesel yağ birikimlerini deride gevşemeye yol açmadan yok edebilmektedir.

Uluslar arası platformda son 10 yıldır kullanılan bir tedavi yöntemidir. Uygun hasta seçildiğinde liposuctiona yakın sonuçlar alınıyor.

Belli bir bölgede birikmiş yağları yok etmek için ‘’ phosphatidyilcholine ‘’ maddesi kullanılmaktadır. ‘’ Phosphatidylcholine ‘’ soya lecithini’nden  elde edilen bir maddedir.

Aslında bu madde yaklaşık on yıldır kolesterol düşürmek amacıyla ilaç olarak da kullanılmaktadır. Lipolizde daha saf ve çok miktarda  ‘’phosphatidylcholine’’ kullanılmakta, mezoterapide ise mezoterapi kokteyllerinde çok az miktarda kulanılmakta. Lipoliz yöntemin amacı bu maddeyi yağ fazlalığı olan bölgede enjeksiyon ile yağların eritmesidir.

Optimum sonuç almak için: hastanın vücut kitle endeksi ( VKİ ) 24–27 arası olması lazım, minimum haftada 3 defa fiziksel aktivite yapması lazım ve hastanın sağlıklı beslenmesi lazım.

Hastada ciddi damar yetersizliği varsa bu tedavi yöntemi uygulanmaz. Bu yönteme hastanın uygun olup olmadığı hekim tarafından belirlenmektedir.

 

Lipoliz ne sıklıkla yapılmaktadır?

Seans sıklığı hekim tarafından belirlenmektedir. Genellikle ortalama 2 ayda 1 seans uygulanmaktadır. Hastaların % 80 ikinci seanstan sonra vücutlarındaki değişikliği fark ediyorlar. Lipolizin kaç seansta başarılı olacağı kişinin kilosuna, yaşına ve vücudundaki yağ miktarına göre değişiyor. Genellikle sorunlu bölgelere minimum iki ile dört seans uygulanması gerekiyor. Maksimum sonuç görebilmek için 4 -6 ay beklemek lazım.

Lipoliz hangi bölgelere uygulanır?

Lipoliz vücuttaki yağ kitlesinin en çok olduğu yerlere uygulanmakta: karın, mide, popo, popo üstü, bel her iki yan tarafı, basen, bacak ve diz içleri, iç çamaşırdan taşan kısımlar, kol ve ayak bileği, gözaltı hafif torbalanmalar ve gıdıdaki(çene altı) hafif fazlalıklar.

Lipolizin etki mekanizması?

Lipoliz etkisini yağ hücresinin zarının geçirgenliğini artırarak gösterir ve böylece yağların hücre dışına çıkışını kolaylaştırır. Bu durum bazen yağ hücrelerin tamamen deforme edip yok olmasını sağlıyor, bazen ise yağ içeriğinin dışarıya çıkartılması ile ilgili yağ hücresini normal boyuta getiriyor.

Lipoliz kimlere uygun değildir?

15 yaşından küçüklere, hamile kadınlara ve süt veren annelere, böbrek yetersizliği veya karaciğer yetersizliği olanlara, kontrol altına alınmayan şeker hastalara, kalp rahatsızlığı olanlara ilaç alerjisi olanlara ve kanser hastalarına lipoliz uygun değildir.

Lipoliz seansından sonra beklenen belirtiler nelerdir?

Lipoliz son derece ince uçlu bir iğne ile uygulanmakta Enjeksiyon bölgesinde kızarıklık, kaşınma, morarma, şişme, hassasiyet ve ısı artışı olabilir. Morarma bir haftada kaybolur, hassasiyet azalarak devam eder. Liposuction ameliyatı sonrasında birçok rahatsızlık yaşanır, oysa lipoliz ile sosyal hayatınıza devam edebilirsiniz.

Kliniğimizde son teknoloji- profesyonel vücut analizi yapılmaktadır.

Lipoiz randevusu almak veya daha detaylı bilgi için lütfen 0216 384 20 85-384 20 86 kliniğimizin telefon numaralarından bizi arayınız.