AKUPUNKTUR VE ZAYIFLAMA

 İştah yönetiminde dengeyi oluşturmak için yetişkinler zaman zaman desteğe ihtiyaç duyabilirler. Destek olarak akupunktur bütüncül bir uygulamadır. Akupunktur bir denge tedavisidir; bedenin enerji akışını düzenler. Örneğin akupunkturun iştahı düzenlemesi ve metabolizmayı hızlandırması da bu kapsamda değerlendirilmelidir.

Acupuncture - The Benefits, How It Works, Side Effects

Kilo almanın temel nedenlerinden hareketsiz yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklardaki hatalardır. Kişi kilo vermeye karar verdiğinde diyete başlar. Diyet yapmak ve  beslenme alışkanlıkları değiştirmek kolay olmayabilir. Diyet yaparken hatalar yapılabilir. En sık yapılan hatalardan bazıları: ekmeğin kaldırılması, öğün atlamak, aç kalmak, pöpüler diyetler yapmak, tek besin içeren diyetler, diyet sırasında ilaç kullanımıdır (diüretik, laksatif, tiroid hormon) ve çok düşük kalorili diyetler yapmak. Çok düşük kalorili diyetler uygulandığında yan etki olarak baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, yorgunluk, sinirlilik, stres, tansiyon düşüklüğü, adet düzensizlikleri, kalp ritim bozukluğu, kuru cilt, saç dökülmesi, bazal metabolizma hızında azalma, bulantı ve kabızlık ortaya çıkabilir.

KALORİ CETVELİ İÇİN TIKLAYINIZ

Akupunktur, zayıflamak için en çok tercih edilen tedavi yöntemidir.

Vücut sağlığını bozmadan, kilo verme sürecini kolaylaştıran ve zayıfladıktan sonra ideal kiloda kalmayı destekleyen akupunktur tedavisi hakkında merak edilen tüm detaylar aşağıda yer almaktadır.

Kilo Vermede Akupunkturun Etkileri Nelerdir?

Akupunkturla ilgili yapılmış klinik araştırmaların incelenmesi ile elde edilen sonuçlar, akupunkturun etki mekanizmalarını daha iyi anlamamızı sağlıyor. Akupunktur, vücudun enerji akışını dengeleyerek orantılı kilo vermeye neden olur. Ayrıca aşağıda yazılan mekanizmalarla akupunktur zayıflamaya destek olduğu düşünülmektedir;

  • Beyinde hipotalamusta bulunan açlık merkezi kontrol ederek açlığı baskılar,
  • Hazmı kolaylaştırır,
  • Stresi azaltır,
  • Metabolizmayı hızlandırır.

Akupunkturun en önemli etkilerinden biri hazmı kolaylaştırması, sindirimi rahatlatması ve yağların parçalanmasında önemli rol oynayan karaciğer fonksiyonları düzenlemesidir. Dolayısıyla diyet sırasında mide ve bağırsak problemleri: mide yanması, mide kazınması, ekşime ve kabızlık gibi akupunkturla kontrol altına alınır.

Akupunktur; insülin ve leptin hormonları, nörohormonlar, noradrenalin, serotonin, endorfin, melatonin, dopamin ve benzeri nörotransmiter maddelerin salınımını etkileyerek beyin ve vücut kimyasında olumlu değişimlere neden olup diyet yapanın enerji seviyesini artırır, egzersiz yapmayı destekler, diyete sadık kalmayı ve diyet sürecini stresiz geçirmeyi sağlar. Akupunktur desteğiyle diyet yapan kişide halsizlik, baş ağrı, baş dönme, stres ve sinirlilik gibi şikayetler ortaya çıkmaz.

Araştırmalar gösteriyor ki stresli zamanlarda kanda kortizol düzeyi artıyor. Kanda kortizol uzun süre yüksek kalınca bir değil birçok şey devreye giriyor:
Rahatlamak için yediğimiz ve strese karşı iyi geldiğini sandığımız gıdaların yani şekerli, unlu, yağlı ve kızartılmış besinlerin tüketimi artıyor. Neticede kilo almamız kolaylaşıyor ve kortizol, özelikle karın bölgesinde yağlanmaya neden oluyor. Karın yağlanması, kalp ve damar hastalıkların oluşması için önemli risk faktörler arasındadır. Kortizolun etkilerinden tuz ve su tutulumuna bağlı ödem ve kan basıncımız yükseliyor, hipertansiyon hastalığına davetiye çıkıyor. Kanda şeker düzeyi yükseliyor, şeker hastalığına zemin hazırlanıyor. Yemek borusu ve mide arasındaki “kapak” mekanizması bozuluyor. Reflü sorunu devreye giriyor. Mide asit üretimi artıyor, gastrit ve benzeri hazım sorunları tetikleniyor. Kalın bağırsak spazmları nedeniyle spastik kolit/hassas bağırsak sendromu gibi sorunlar tehdit etmeye başlıyor. Daha sonra kronik iltihap sendromu devreye giriyor. Kronik yorgunluk tablosu, ilerleyici bir bitkinlik süreci gelişiyor. Yine kronik iltihap nedeniyle pek çok kronik hastalığa zemin hazırlanıyor. Strese bağlı bağışıklık bozuklukları neticesinde bağışıklık sistemi zayıflıyor. Otoimmun hastalıklar (haşimoto, vitiligo, lupus, multip skleroz, sedef, artritler) tetikleniyor. Mikroplara karşı direnç düşüyor ve daha sık hastalanmaya başlıyorsunuz.

Akupunktur  vücutta bulunan doğal sakinleştirici maddeleri salgılatarak stres seviyesini azaltır ve kortizolun kan değerlerinde düşüşe sebep olur. Akupunktur tedavi süreci ilerleyince kanda kortizol değeri azalınca kortizol fazlalığın devreye soktuğu mekanızmalar tek tek zamanla kırılmış olur.

Akupunktur bazal metabolizmayı hızlandırdığı için vücudun kas kütlesi artarken yağ kütlesi azalır; hızı artan metabolizma ile kilolar hızlı verilebilir. Araştırmalar, çok su tüketen kişilerin bazal metabolizmasının hızlı olduğunu ortaya koymuştur. Eğer diyet yapan kişi su içmekte zorlanıyorsa, akupunktur su içimini artırabilir.

Akupunkturla çabuk doymayı sağlamak, stresi gidererek kortizolun yarattığı yan etkileri yok etmek, hipoglisemiyi gidermek ve baş ağrılarını engellemek amaçlarımız arasında yer alır.

Obezite sorununda diyet programını destekleyen akupunktur ve yeterli egzersiz programı hızlı ve yüz güldürücü sonuçlar vermektedir.

Kilo verme sürecini kolaylaştıran, vücudun sağlığını bozmadan zayıflamayı sağlayan ve kiloları verdikten sonra yeni kiloda kalmayı sağlayan akupunktur tedavisi hakkında merak edilen tüm detaylar aşağıda yer almaktadır.

Akupunktur Uygulama Süreci Nasıldır ?

Belirtmek isteriz ki kilo verme kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Bunun başlıca sebepleri: yaş, genetik özellikler, cinsiyet, genel sağlık durumu, hastalık geçmişi, endokrin hastalıkların varlığı, hormonal bozukluklar, yaşam tarzı, egzersiz sıklığı, beslenme alışkanlığı. Doktorumuz muayene sırasında kilo verme konusunda detaylı bilgi vermektedir.

Kliniğimizde obezite tedavisinde tedavi yöntemi olarak Fransız Kulak Akupunkturu ve Vücut akupunkturu uyguluyoruz. Tedavi sırasında kullanılan steril gümüş iğneler saç teli kadar ince olduğundan vücuda batırıldığında acı hissedilmez ve iğnenin batırıldığı yerde kızarıklık oluşabilir veya sıcaklık hissedilebilir. Akupunkturu uygulayacak doktor seans sayısını ve seans aralıklarını belirler. Sağlıklı vücut ağırlığına gelinceye kadar akupunktur tedavisi devam eder. Örneğin 2 ay gibi bir sürede kilonuzun yaklaşık %10 – 15’ini verebilirsiniz. İstenilen sağlıklı kiloya gelince, vücut ağırlığı korumak için ayda bir seans; toplamda 3 seanslık kilo koruma programına katılarak akupunktur tedavisi sonlandırılır. Kliniğimizde, periyodik olarak son teknoloji profesyonel vücut analizi yapılmaktadır.

Kliniğimizde akupunktur uygulayan Doktor Ebru Uysal ve Doktor Berna Egemen 28 yıllık klinik tecrübeye ve Sağlık Bakanlığın vermiş olduğu Muayenehane Akupunktur Ünitesi Yetki Belge ve Akupunktur Tedavisi Uygulama Sertifikalarına sahiplerdir.

Akupunktur Tedavinin Avantajları Nelerdir?

Binlerce yıllık bir geçmişin üstüne akupunkturun etkinliğini kanıtlayan pek çok bilimsel araştırmalar eklenince akupunktura gün geçtikçe ilginin artması hiç de şaşırtıcı değil. Akupunktur tedavisinin en çekici tarafı hiç bir yan etkisinin olmamasıdır. Tedavi süresince komplikasyon yaşanmazken son derece konforlu bir tedavi seçeneğidir. Akupunktur tedavisi sürecinde kişi normal yaşamına devam edebilir. Ayrıca akupunktur tedavisi, ilaç tedavisindeki gibi yan etkileri ve cerrahi tedavilerdeki riskleri barındırmaz.

Kliniğimize geldiğinizde kilo vermeyi başarmış danışanlarımızın fotoğraflarını göreceksiniz. Bu fotoğraflar zayıflamaya karar vermenizde kolaylık sağlayacaktır. Akupunktur randevusu almak için lütfen 0216 384 20 85/86  kliniğimizin telefon numaralarından  arayınız.

KALORİ CETVELİ İÇİN TIKLAYINIZ

Obezite Nedir ?

Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkmasıdır. Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının yüzde 15-18’i, kadınlarda ise yüzde 20-25’ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde yüzde 25, kadınlarda ise yüzde 30’un üstüne çıkması obeziteyi oluşturmaktadır.

Obezite Nedenleri Nelerdir ?

Obezite nedenleri genetik, endokrin ve sosiyo-kültürel olabilir. Genetik nedenler % 10 civarında obeziteye neden olur. Endokrin nedenler  TSH hormonu ve İnsülin hormonu ile ilgili olabilir. İnsülin yağ depolayan tek hormondur. Tip 1 diyabet hastalığında insülin hormonu eksik olduğundan hastalar zayıflar. Kültürel nedenler aslında toplumun beslenme alışkanlığı ile ilgilidir:

Yanlış beslenme alışkanlığı, yetersiz fiziksel aktivite, eğitim düzeyi, gelir durumu, psikolojik problemler, yanlış diyet uygulamaları, sigara – alkol kullanımı, kullanılan bazı ilaçlar, doğum sayısı ve doğumlar arası zamanın kısa olması da obezite nedenlerine girer.

Obezitenin Yol Açtığı Sağlık Sorunları Nelerdir ?

Metabolik sendrom: HDL kan yağların düşmesi, LDL kan yağlarının yükselmesi, trigliseridin artması ve hiperinsulinemi sonucu insülin direnci, tip 2 diyabet, koroner arter hastalığı, hipertansiyon, safra kesesi hastalıkları, karaciğer yağlanması, bazı kanser türleri (kadınlarda rahim yumurtalık ve meme kanseri, erkeklerde ise kolon ve prostat kanseri), felç, uyku apnesi, osteoartrit -romatizma, alt solunum yolları hastalıkları, gebelik komplikasyonları, aşırı kıllanma, kas-iskelet sistemi problemleri, anoreksiya nevroza (yemek yememe) veya bulimia nevroza (kusarak yediği besinlerden yararlanmama), binge eating (tıkınırcasına yeme), gece yeme sendromu, duygusal açlık gibi sorunlarla karşılaşırız.

Obezite Nasıl Saptanır ?

Obeziteyi belirlemek için yaygın olarak Beden Kitle İndeksi (BKİ) ve Bel Çevresi Ölçümü kullanılmaktadır.

Beden Kitle İndeksi (BKİ)

Ağırlığınızı boyunuzun karesine böldüğünüzde (kg/m²) çıkan sonuç, fazla kilolu ya da obez olup olmadığınızı belirtir.
18.5 kg/m²  altında olanlar: zayıf
18.5-24.9 kg/m²  arasında olanlar: normal kilolu
25-29.9 kg/m² arasında olanlar: fazla kilolu
30-34.9 kg/m² arasında olanlar: I. derecede obez,
35-39.9 kg/m² arasında olanlar: II. derece obez,
40 üzerinde olanlar III. derece obez (morbid obez), ileri derecede obez olarak görülür.

Bel Çevresi Neden Önemli ? 

Kilo alımında, artan yağ dokusunun nerede biriktiği önemlidir. Kalça bölgesinde biriken yağ dokusu (armut tipi, kadın tipi şişmanlık), metabolik hastalıkların oluşumunda etkili olmazken yağların karın bölgesinde birikmesi (elma tipi, erkek tipi şişmanlık) metabolik hastalıklar açısından risk oluşturmaktadır.
Bel çevresi erkeklerde 100 santim, kadınlarda 88 santimin üstünde olmamalı. Araştırmalar, bel çevresi genişledikçe beleğin zayıfladığını, kanser, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kalp krizi, felç, inme riskinin artığını, cinsel gücünün azaldığını gösteriyor. İnsülin direncin ilk işareti bel çevrenin genişlemesidir.  Ayrıca bel genişledikçe kan yağlarında artış, horlama, uyku apnesi riski de artıyor.

KALORİ CETVELİ İÇİN TIKLAYINIZ

                     akupunktur tedavisi akupunktur ile zayıflama akupunktur ile kilo verme  zayıflama kilo verme akupunktur tedavisi akupunkturla zayıflama akupunkturla kilo verme

73 Responses to Akupunktur Ve Zayıflama

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.