Tag Archives: akupunktur doktoru

Akupunktur İle Zayıflama

İştah yönetiminde dengeyi oluşturmak için yetişkinler zaman zaman desteğe ihtiyaç duyabilirler. Destek olarak akupunktur bütüncül bir uygulamadır. Akupunktur bir denge tedavisidir; bedenin enerji akışını düzenler. Örneğin akupunkturun iştahı düzenlemesi ve metabolizmayı hızlandırması da bu kapsamda değerlendirilmelidir.

Kilo almanın temel nedenlerinden hareketsiz yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklardaki hatalardır. Kişi kilo vermeye karar verdiğinde diyete başlar. Diyet yapmak ve  beslenme alışkanlıkları değiştirmek kolay olmayabilir. Diyet yaparken hatalar yapılabilir. En sık yapılan hatalardan bazıları: ekmeğin kaldırılması, öğün atlamak, aç kalmak, pöpüler diyetler yapmak, tek besin içeren diyetler, diyet sırasında ilaç kullanımıdır (diüretik, laksatif, tiroid hormon) ve çok düşük kalorili diyetler yapmak. Çok düşük kalorili diyetler uygulandığında yan etki olarak baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, yorgunluk, sinirlilik, stres, tansiyon düşüklüğü, adet düzensizlikleri, kalp ritim bozukluğu, kuru cilt, saç dökülmesi, bazal metabolizma hızında azalma, bulantı ve kabızlık ortaya çıkabilir.

Acupuncture - The Benefits, How It Works, Side Effects

KALORİ CETVELİ İÇİN TIKLAYINIZ

Akupunktur, zayıflamak için en çok tercih edilen tedavi yöntemidir.

Vücut sağlığını bozmadan, kilo verme sürecini kolaylaştıran ve zayıfladıktan sonra ideal kiloda kalmayı destekleyen akupunktur tedavisi hakkında merak edilen tüm detaylar aşağıda yer almaktadır.

Kilo Vermede Akupunkturun Etkileri Nelerdir?

Akupunkturla ilgili yapılmış klinik araştırmaların incelenmesi ile elde edilen sonuçlar, akupunkturun etki mekanizmalarını daha iyi anlamamızı sağlıyor. Akupunktur, vücudun enerji akışını dengeleyerek orantılı kilo vermeye neden olur. Ayrıca aşağıda yazılan mekanizmalarla akupunktur zayıflamaya destek olduğu düşünülmektedir;

  • Beyinde hipotalamusta bulunan açlık merkezi kontrol ederek açlığı baskılar,
  • Hazmı kolaylaştırır,
  • Stresi azaltır,
  • Metabolizmayı hızlandırır.

Akupunkturun en önemli etkilerinden biri hazmı kolaylaştırması, sindirimi rahatlatması ve yağların parçalanmasında önemli rol oynayan karaciğer fonksiyonları düzenlemesidir. Dolayısıyla diyet sırasında mide ve bağırsak problemleri: mide yanması, mide kazınması, ekşime ve kabızlık gibi akupunkturla kontrol altına alınır.

Akupunktur; insülin ve leptin hormonları, nörohormonlar, noradrenalin, serotonin, endorfin, melatonin, dopamin ve benzeri nörotransmiter maddelerin salınımını etkileyerek beyin ve vücut kimyasında olumlu değişimlere neden olup diyet yapanın enerji seviyesini artırır, egzersiz yapmayı destekler, diyete sadık kalmayı ve diyet sürecini stresiz geçirmeyi sağlar. Akupunktur desteğiyle diyet yapan kişide halsizlik, baş ağrı, baş dönme, stres ve sinirlilik gibi şikayetler ortaya çıkmaz.

Araştırmalar gösteriyor ki stresli zamanlarda kanda kortizol düzeyi artıyor. Kanda kortizol uzun süre yüksek kalınca bir değil birçok şey devreye giriyor:
Rahatlamak için yediğimiz ve strese karşı iyi geldiğini sandığımız gıdaların yani şekerli, unlu, yağlı ve kızartılmış besinlerin tüketimi artıyor. Neticede kilo almamız kolaylaşıyor ve kortizol, özelikle karın bölgesinde yağlanmaya neden oluyor. Karın yağlanması, kalp ve damar hastalıkların oluşması için önemli risk faktörler arasındadır. Kortizolun etkilerinden tuz ve su tutulumuna bağlı ödem ve kan basıncımız yükseliyor, hipertansiyon hastalığına davetiye çıkıyor. Kanda şeker düzeyi yükseliyor, şeker hastalığına zemin hazırlanıyor. Yemek borusu ve mide arasındaki “kapak” mekanizması bozuluyor. Reflü sorunu devreye giriyor. Mide asit üretimi artıyor, gastrit ve benzeri hazım sorunları tetikleniyor. Kalın bağırsak spazmları nedeniyle spastik kolit/hassas bağırsak sendromu gibi sorunlar tehdit etmeye başlıyor. Daha sonra kronik iltihap sendromu devreye giriyor. Kronik yorgunluk tablosu, ilerleyici bir bitkinlik süreci gelişiyor. Yine kronik iltihap nedeniyle pek çok kronik hastalığa zemin hazırlanıyor. Strese bağlı bağışıklık bozuklukları neticesinde bağışıklık sistemi zayıflıyor. Otoimmun hastalıklar (haşimoto, vitiligo, lupus, multip skleroz, sedef, artritler) tetikleniyor. Mikroplara karşı direnç düşüyor ve daha sık hastalanmaya başlıyorsunuz.

Akupunktur  vücutta bulunan doğal sakinleştirici maddeleri salgılatarak stres seviyesini azaltır ve kortizolun kan değerlerinde düşüşe sebep olur. Akupunktur tedavi süreci ilerleyince kanda kortizol değeri azalınca kortizol fazlalığın devreye soktuğu mekanızmalar tek tek zamanla kırılmış olur.

Akupunktur bazal metabolizmayı hızlandırdığı için vücudun kas kütlesi artarken yağ kütlesi azalır; hızı artan metabolizma ile kilolar hızlı verilebilir. Araştırmalar, çok su tüketen kişilerin bazal metabolizmasının hızlı olduğunu ortaya koymuştur. Eğer diyet yapan kişi su içmekte zorlanıyorsa, akupunktur su içimini artırabilir.

Akupunkturla çabuk doymayı sağlamak, stresi gidererek kortizolun yarattığı yan etkileri yok etmek, hipoglisemiyi gidermek ve baş ağrılarını engellemek amaçlarımız arasında yer alır.

Obezite sorununda diyet programını destekleyen akupunktur ve yeterli egzersiz programı hızlı ve yüz güldürücü sonuçlar vermektedir.

Akupunktur Tedavi Süreci:

Belirtmek isteriz ki kilo verme kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Bunun başlıca sebepleri: yaş, genetik özellikler, cinsiyet, genel sağlık durumu, hastalık geçmişi, endokrin hastalıkların varlığı, hormonal bozukluklar, yaşam tarzı, egzersiz sıklığı, beslenme alışkanlığı. Doktorunuz muayene sırasında ilk önce sizin yaşam tarzınızı, varsa rahatsızlıklarınızı ve ihtiyaçlarınızı tespit eder. Daha sonra tedavi ve kilo hedefinize yönelik plan yapılır.

Kliniğimizde obezite tedavisinde yöntem olarak Fransız Kulak Akupunkturu ve Vücut Akupunkturu uyguluyoruz. Akupunktur 20 dakikalık seanslar halinde uygulanır. Tedavi sırasında kullanılan steril gümüş iğneler saç teli kadar ince olduğundan vücuda batırıldığında acı hissedilmez. Bazen iğnenin batırıldığı yerde kızarıklık oluşabilir veya sıcaklık hissedilebilir. Akupunkturu uygulayacak doktor seans sayısını, seans aralıklarını belirler, beslenme anlamında sizi yönlendirerek ihtiyacınız olan motivasiyonu  ve her türlü faydalı bilgiyi size sunar. Ayrıca haftalık kilo takibi ve belli periodlarda son teknoloji profesyonel vücut analizi yapılır.

Sağlıklı vücut ağırlığına gelinceye kadar akupunktur tedavisi devam eder. Örneğin 2 ay gibi bir sürede kilonuzun yaklaşık %10 – 15’ini verebilirsiniz. İstenilen sağlıklı kiloya gelince, vücut ağırlığı korumak için ayda bir akupunktur seansı; toplamda 3 seanslık kilo koruma programı ile akupunktur tedavisi sonlandırılır.

Kliniğimizde akupunktur uygulayan Doktor Ebru Uysal ve Doktor Berna Egemen 28 yıllık klinik tecrübeye ve Sağlık Bakanlığın vermiş olduğu Muayenehane Akupunktur Ünitesi Yetki Belge ve Akupunktur Tedavisi Uygulama Sertifikalarına sahipler.

Akupunktur Tedavinin Avantajları Nelerdir?

Binlerce yıllık bir geçmişin üstüne akupunkturun etkinliğini kanıtlayan pek çok bilimsel araştırmalar eklenince akupunktura gün geçtikçe ilginin artması hiç de şaşırtıcı değil. Akupunktur tedavisinin en çekici tarafı hiç bir yan etkisinin olmamasıdır. Tedavi süresince komplikasyon yaşanmazken son derece konforlu bir tedavi seçeneğidir. Akupunktur tedavisi sürecinde kişi normal yaşamına devam edebilir. Ayrıca akupunktur tedavisi, ilaç tedavisindeki gibi yan etkileri ve cerrahi tedavilerdeki riskleri barındırmaz.

Kliniğimize geldiğinizde kilo vermeyi başarmış danışanlarımızın fotoğraflarını göreceksiniz. Bu fotoğraflar zayıflamaya karar vermenizde kolaylık sağlayacaktır. Akupunktur randevusu almak için lütfen 0216 384 20 85/86  kliniğimizin telefon numaralarından  arayınız.

KALORİ CETVELİ İÇİN TIKLAYINIZ

Obezite Nedir ?

Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkmasıdır. Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının yüzde 15-18’i, kadınlarda ise yüzde 20-25’ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde yüzde 25, kadınlarda ise yüzde 30’un üstüne çıkması obeziteyi oluşturmaktadır.

Obezite Nedenleri Nelerdir ?

Obezite nedenleri genetik, endokrin ve sosiyo-kültürel olabilir. Genetik nedenler % 10 civarında obeziteye neden olur. Endokrin nedenler  TSH hormonu ve İnsülin hormonu ile ilgili olabilir. İnsülin yağ depolayan tek hormondur. Tip 1 diyabet hastalığında insülin hormonu eksik olduğundan hastalar zayıflar. Kültürel nedenler aslında toplumun beslenme alışkanlığı ile ilgilidir:

Yanlış beslenme alışkanlığı, yetersiz fiziksel aktivite, eğitim düzeyi, gelir durumu, psikolojik problemler, yanlış diyet uygulamaları, sigara – alkol kullanımı, kullanılan bazı ilaçlar, doğum sayısı ve doğumlar arası zamanın kısa olması da obezite nedenlerine girer.

Obezitenin Yol Açtığı Sağlık Sorunları Nelerdir ?

Metabolik sendrom: HDL kan yağların düşmesi, LDL kan yağlarının yükselmesi, trigliseridin artması ve hiperinsulinemi sonucu insülin direnci, tip 2 diyabet, koroner arter hastalığı, hipertansiyon, safra kesesi hastalıkları, karaciğer yağlanması, bazı kanser türleri (kadınlarda rahim yumurtalık ve meme kanseri, erkeklerde ise kolon ve prostat kanseri ), felç, uyku apnesi, osteoartrit -romatizma, alt solunum yolları hastalıkları, gebelik komplikasyonları, aşırı kıllanma, kas-iskelet sistemi problemleri, anoreksiya nevroza (yemek yememe) veya bulimia nevroza (kusarak yediği besinlerden yararlanmama), binge eating (tıkınırcasına yeme), gece yeme sendromu, duygusal açlık gibi sorunlarla karşılaşırız.

Obezite Nasıl Saptanır ?

Obeziteyi belirlemek için yaygın olarak Beden Kitle İndeksi (BKİ) ve Bel Çevresi Ölçümü kullanılmaktadır.

Beden Kitle İndeksi (BKİ)

Ağırlığınızı boyunuzun karesine böldüğünüzde (kg/m²) çıkan sonuç, fazla kilolu ya da obez olup olmadığınızı belirtir.
18.5 kg/m²  altında olanlar: zayıf
18.5-24.9 kg/m²  arasında olanlar: normal kilolu
25-29.9 kg/m² arasında olanlar: fazla kilolu
30-34.9 kg/m² arasında olanlar: I. derecede obez,
35-39.9 kg/m² arasında olanlar: II. derece obez,
40 üzerinde olanlar III. derece obez (morbid obez), ileri derecede obez olarak görülür.

Bel Çevresi Neden Önemli ? 

Kilo alımında, artan yağ dokusunun nerede biriktiği önemlidir. Kalça bölgesinde biriken yağ dokusu (armut tipi, kadın tipi şişmanlık), metabolik hastalıkların oluşumunda etkili olmazken yağların karın bölgesinde birikmesi (elma tipi, erkek tipi şişmanlık) metabolik hastalıklar açısından risk oluşturmaktadır.
Bel çevresi erkeklerde 100 santim, kadınlarda 88 santimin üstünde olmamalı. Araştırmalar, bel çevresi genişledikçe beleğin zayıfladığını, kanser, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kalp krizi, felç, inme riskinin artığını, cinsel gücünün azaldığını gösteriyor. İnsülin direncin ilk işareti bel çevrenin genişlemesidir.  Ayrıca bel genişledikçe kan yağlarında artış, horlama, uyku apnesi riski de artıyor.

KALORİ CETVELİ İÇİN TIKLAYINIZ                                                            

Akupunktur İle Sigara Bırakma

Sigara bağımlılığın hem fiziksel hem psikolojik bağımlılık türü olması yüzünden, kişi kendi irade ile sigarayı bırakma denemesinde çoğu zaman başarısız kalır. (WHO)-Dünya Sağlık Örgütünün yayınladığı raporlara göre akupunkturla tedavi edilebilen alışkanlıklar grubunda sigara alışkanlığı yer almaktadır. 

Ä°lgili resim

Sigara Bırakmada Akupunktur Etki Mekanizması Nedir?

Akupunktur vücudu nikotinden hızlı temizler. Nikotin, beyinde bulunan ve endorfin salgılayan sinir uçlarını bloke eder (çalışmasını durdur). Akupunktur bahsettiğimiz sinir uçlarını uyararak endorfin maddesinin salınmasını sağlar bu da kişinin sakinleşmesine, keyif ve huzur bulmasına neden olmaktadır. Akupunktur nikotin eksikliğine bağlı yoksunluk belirtilerin azalmasına sebep olabilir.

Nikotin yoksulluk belirtileri nelerdir ?

Gerginlik, sinirlilik, uyku kalitenin bozulması, yorgunluk, dilde ve başta uyuşma ve boşluk hissi, konsantrasyon azlığı, dikkat eksikliği, baş ağrısı, ishal veya kabızlık ve iştah artışıdır. Bu belirtiler geçicidir ve vücudun kendini onardığını gösterir. Sigarayı bırakmak isteyenlerde tüm nikotin yoksunluk belirtileri ortaya çıkmaz.  Belirtiler ilk 72 saat şiddetlidir ve 7-10 gün içinde azalarak ortadan kalkar, ancak akupunktur tedavisi ile sigarayı bırakan kişilerde bu belirtiler minimal seviyede yaşanır ve saydığımız tüm belirtiler ortaya çıkmayabilir.

Ayrıca yapılan araştırmalar gösteriyor ki akupunktur ile sigarayı bırakan kişilerin, sigaraya tekrar başlama oranı, kendi iradesiyle sigarayı bırakanlara ve ilaçla sigarayı bırakanlara göre, daha düşüktür.

Akupunktur Tedavi Süreci Nedir Ve Nasıl Uygulanır ?

Kliniğimizde sigara bırakma tedavisinde kulak akupunktur yöntemi uygulanmakta. Kulak kepçesinde özel cihazla tespit ettiğimiz refleks noktalarına akupunktur iğneleri takılarak akupunkturun tedavi özelliğini ortaya çıkartıyoruz. Sizin yapmanız gereken tek şey sigara bırakmaya karar vermektir. Toplam 3 akupunktur seansı uygulanmak yeterlidir. Tedavi sırasında kullanılan steril gümüş iğneler saç teli kadar ince olduğundan kulağa batırıldığında acı hissedilmez, iğnenin durduğu yerde deride kızarıklık oluşabilir ve sıcaklık hissedilebilir.

Akupunktur tedavisi sürecinde hasta normal yaşamına devam ediyor. Ayrıca akupunktur tedavisi, ilaç tedavisi gibi yan etkileri içermez. Tedavi süresince komplikasyon yaşanmazken son derece rahatlatıcı  ve etkili bir tedavi seçeneğidir.

Alkol ve eroin bağımlılığı gibi nikotin de bir madde bağımlılığıdır. Ama unutmamak lazım bağımlılık asla iyileşmez ve ömür boyu bir uykuda kalır. Sigarayı bıraktıktan sonra 1 nefes dahi çekerseniz uykuda ki olan bağımlılık tekrar uyanır. Sigarayı bırakan şahıs 6 ay sigara içmese bağımlılık sorununu çözmüştür demek. Eğer 6 ay içinde bir sıkıntı yaşar ve sigara içme isteği olursa yine 1 veya 2 akupunktur seansı yapılabilir.

Kliniğimizde akupunktur uygulayan Doktor Ebru Uysal ve Doktor Berna Egemen  Sağlık Bakanlığın vermiş olduğu Muayenehane Akupunktur Ünitesi Yetki Belge ve Akupunktur Tedavisi Uygulama Sertifikalarına sahiplerdir.

Sigaranın sebep olduğu hastalıklar nelerdir ?

Kronik Obstruktif Akciğer Hastalığın kısaca KOAH Hastalığın en yaygın nedeni sigaradır. Sigara içen her beş kişiden biri KOAH’a yakalanıyor. KOAH hava yollarıyla akciğer dokusunun zararlı duman ve gazlardan etkilenerek hasar görmesiyle oluşan, nefes darlığıyla ortaya çıkan bir hastalıktır. Erken evrede KOAH’da yakınmalar fazla olmadığı için hekime baş vurulmuyor. Hafif sorunu olan  da hekimin -Sigarayı Bırak- demesinden korktuğu için hekime gitmiyor. Ancak zamanla nefes darlığın artması yüzünden hasta günlük işleri bile yapamayacak duruma geliyor. Ayrıca bu hastalık bazen astımla da karıştırılabiliyor.

Sigara akciğer kanseri başta olmak üzere, ağız, dil, dudak, gırtlak, yemek borusu, mide, pankreas, mesane, böbrek ve kadınlarda rahim ağzı kanserine neden oluyor.

Ayrıca sigara kalp krizi, hipertansiyon, inme, damar tıkanıklığına, ülsere sebep olur. Damarlar üzerinde büzüşme etkisi yaparak ayak ülserinin oluşumuna ve atar damar damar yetersizlik ve tıkanmalarına neden olabilir (Burger hastalığı). Erkeklerde empotansa neden olabilir, hamilelerde düşük yapmaya neden olabilir. Eğer sigara içen şahısta Şeker hastalığı varsa sigara sinir ve böbrek hastalıklarının ortaya çıkmasını hızlandırır.

Sigara içilen evde ki yaşayan bebeklerde ve çocuklarda bir takım rahatsızlıklara daha sık rastlanır. Ani bebek ölüm riski 2,5 kat, bebeklerde kolik tarzı karın ağrısı 2 kat, astım ve alerjik hastalık 5 kat fazla görülür. Ayrıca, çocuklarda zatürre ve bronşit gibi solunum yolu enfeksiyonları belirgin şekilde artar, davranış bozukluklarına daha sık rastlanır.

Akupunktur ile sigarayı bırakma randevusu almak için lütfen 216 384 20 85-384 20 86 kliniğimizin telefon numaralarımızdan bizi arayınız.

Akupunktur İle Bel Fıtığı Tedavisi

Tüm fıtıkların yaklaşık % 90’ı bel bölgede görülür. Bel fıtığı en sık L4-L5 ve L5-S1 seviyelerinde görülür. Bunun nedeni bu seviyelerde yüklenmenin daha fazla ve bu segmentlerin daha hareketli olmalarına bağlanabilir. En belirgin semptom ağrıdır. Ağrı belden ziyade bacakta daha şiddetlidir.

acupuncture ile ilgili görsel sonucu

Bel Fıtığı Tedavisi Ve Akupunktur

(WHO) – Dünya Sağlık Örgütünün yayınladığı rapora göre akupunkturla tedavi edilebilen hastalıklar grubunda bel fıtığı yer almaktadır.

Bel fıtığı tedavisi büyük ölçüde bel fıtığın derecesine ve bel ağrısının şiddetine bağlı olarak planlanır. Disk herniasiyonu olan hastaların ancak % 1-3′ lük kısmı cerrahi tedaviyi gerektirmektedir. Kauda ekuina sendromu (mesane ve bağırsak işlev bozukluğu, duyu kaybı, her iki bacakta uyuşukluk ve güçsüzlük) her türlü tıbbi tedavi ve önleme rağmen ilerleyici nörolojik kayıplar olması durumunda cerrahi tedavi gerekebilir.

Ameliyat gerektirmeyen hastalarda fizik tedavi ve ilaç tedavisi dışında günümüzde etkili ve tedavi edici yöntemlerden akupunktur tedavisi sıkça baş vurulan tedavi yöntemidir.

Akupunkturun Tedavi Etkisi Nedir ?

İlk seanslarda önce ağrı giderici etki kendini gösterir, hastanın ağrısı azalır.  Akupunktur vücutta bulunan ve doğal ağrı kesici özelliği olan endorfin hormonunu harekete geçirerek bunu sağlamış olur.  Sonraki seanslarda artık tedavi edici etki kendini gösterir ve fıtık anatomik olarak gerilemeye başlar, diski oluşturan yapılardaki doku yenilenmesi başlar. Fıtık bölgesine kan dolaşımı artarak kas gevşetici ve ödem çözücü maddeler o bölgeye hucum eder. Akupunkturla uyarılan böbrek üstü bezleri kortizon salgılayarak fıtık bölgesindeki dokulardaki ödemin çözülmesine etki ederek damar ve sinirlere yapılan baskının ortadan kalkmasını sağlamaktadır. Akupunktur vücutta bulunan kas gevşetici ve doku besleyicileri maddeleri harekete geçirerek, bel çevresi (paravertebral) kas spazm şikayetleri azalır, kaslar kuvvetlenir ve hastanın duruşu düzelir. Akupunktur tedavisinin tetiklediği sakinleştirici etkiye sahip hormonlar sayesinde hasta psikolojik olarak rahatlamaktadır. 

Bel Fıtığında Akupunktur Nasıl Uygulanır ?

Akupunktur haftada 2-3 kez olmak üzere toplam 10-15 seans uygulanmakta. Yöntem olarak Fransız Kulak ve Vücut akupunkturu uygulamakta. Seans süresi 20-30 dakikadır.

Akupunkturun en çekici tarafı hiç bir yan etkinin olmamasıdır. Tedavi süresince komplikasyon yaşanmazken son derece rahatlatıcı bir tedavi seçeneğidir.

Tedavi sırasında kullanılan steril gümüş iğneler saç teli kadar ince olduğundan vücuda batırıldığında acı hissedilmez, iğnenin durduğu yerde kızarıklık oluşabilir ve sıcaklık hissedilebilir.

Belirtmek isteriz ki akupunktur tedavisi sürecinde hasta normal yaşamına devam edebilir. Ayrıca akupunktur tedavisi, ilaç tedavisindeki yan etkileri ve cerrahi tedavilerdeki riskleri içermez.

Kliniğimizde akupunktur uygulayan Doktor Ebru UYSAL ve Doktor Berna EGEMEN  Sağlık Bakanlığın vermiş olduğu Muayenehane Akupunktur Ünitesi Yetki Belge ve Akupunktur Tedavisi Uygulama Sertifikalarına sahiplerdir.

Akupunktur tedavisi için (0216) 384 20 85-384 20 86 kliniğimizin telefon numaralarından arayarak randevu alabilirsiniz.

Her Bel Omurun Arasında Bulunan Disk Nedir Ve Görevi Nedir?

İki omur arasında yer alan disk 4 – 6 mm kalınlığında, form değiştirebilen elastik yapıdadır. Diskin merkezi kısmında jöle benzeri, yumuşak bağ dokusundan oluşan nucleus pulposus, etrafında da özel lifli halka anulus fibrosus var. Bu iki farklı yapıdan oluşan diskler omurlar arasında yastık / amortisör görevi yapmaktadırlar. Diskler bütün omurga boyunca omurlar arasında yer alırlar ve böylece omurların birbiri üzerinde daha kolay hareket ederek ölçülü de olsa omurganın hareketliliğini sağlamış olurlar. Ayrıca omurgaya binen ağırlığın daha geniş yüzeye yayılması da sağlanmış olur.

Doğal olarak, lomber-bel bölgede bulunan diskler, daha üst seviyelerdeki, örneğin boyun bölgesindeki disklere oranla daha fazla ağırlığa maruz kalırlar. Bu da disklerin yıpranması neden bel bölgesinde daha fazla oluştuğunun nedenlerinden bir tanesidir.

Damarsal yapıları olmayan diskler beslenmeleri için gerekli olan oksijen, glikoz gibi maddeleri komşuluk yaptıkları omurların süngerimsi kemik yapılarından diffüzyon yoluyla alırlar. Bu nedenle direkt kan akımıyla beslenemeyen disklerde doku yaşlanması (mikroskopik dejenerasyonlar) diğer dokulara göre daha erken başlar. Disklerdeki bu dejeneratif değişimler otuzlu yaşlardan itibaren mikroskop altında görünür hale gelmektedir. İlerleyen yıllarda disklerdeki dejenerasyonlara paralel olarak, omurların kenarlarında kalsifikasyonlar (osteochondrose) ve omurlar arasındaki eklemlerde de (spondylose) dejenerasyonlar oluşur. Direkt röntgen filmlerinde, görülen kalsifikasyon ya da halk arasında kireçlenme olarak adlandırılan oluşumlar bu dejeneratif değişimlerdir.

Bel Fıtığı Nedir, Nedenleri Ve Risk Faktörleri Nelerdir ?

Tıbbi ismi Lomber Disk Hernisi olan bel fıtığı, disk kayması veya yırtılması sonucu sinirlerin omurlar arasında sıkışmasıdır. Böyle bir durumda omurlar arasında sıkışan sinirler sadece bel bölgesinde değil, kalça ve bacak bölgelerine de vuran ağrılara sebep olur. Bel fıtığı en sık L4-L5 ve L5-S1 seviyelerinde görülür. Fıtık taştığı bölgeye göre değişik belirtiler vermektedir.

Birçok faktör bel fıtığı riskini artırır. Sigara kullanımı, hareketsiz yaşam tarzı, yetersiz ve sağlıksız beslenme bel fıtığı oluşumunda önemli risk faktörleri arasında sayılabilir.

Vücut yaşlandıkça doğal biyokimyasal değişiklikler disklerde yavaş yavaş sıvı kaybı yaşanmasına neden olur. Bu da diskin dayanıklılığı ve esnekliğini etkiler. Diğer bir deyişle yaşlanma süreci, disklerde hareketlerin neden olduğu şoku emme kabiliyetini azaltarak omurga sağlığını olumsuz yönde etkiler.

Yanlış vücut duruşu de bel omurlarında baskı yaparak fıtıklaşmaya zemin hazırlar. Fazla vücut ağırlığı, alt sırtınızdaki disklerde ekstra strese neden olur.

Fiziksel olarak zorlu işlerde çalışan insanlar, daha fazla bel problemi riski taşımaktadır. Tekrarlayan kaldırma, çekme, itme, yana doğru bükme ve bükme de bel fıtığı riskini artırabilir. Ağır kaldırma, kontrolsüz ani bel hareketlerinde bulunma, uzun süre sabit ayakta durma veya oturma, düşme, çarpma gibi travmalara maruz kalma gibi zorlanmalar diskte yırtılmalara neden olarak bel fıtığına neden olabilir.

Genetik yapı: Bazı ailelerde bel fıtığına genetik yatkınlık vardır.

Bel Fıtığı Belirtileri Nelerdir ? 

En belirgin yakınma ağrıdır. Ağrı genellikle bel veya kalçadan başlayıp, bacak arkasından topuğa kadar yayılım gösterir (siyatik ağrı). Sıklıkla ağrı belden ziyade bacakta daha şiddetlidir. Ağrının yanında duyusal bozukluklar (yanma, keçeleşme, uyuşma) eşlik edebilir. Öksürme, ıkınma, hapşırma ve ıkınma gibi omurilik basıncını arttıran durumlarda ağrı şiddetlenebilir, hatta tutulmalar görülebilir. Ayakta durmak, oturmak ve öne eğilmek ağrıyı arttırabilir. Fıtığın seviyesine bağlı olarak hastalarda kuvvet kaybı, refleks kaybı veya his kaybı gelişebilir. Ciddi sinir baskısı durumlarında bacak, ayak bileği ve ayak kaslarında güçsüzlük, yürüme güçlüğü, idrar tutamama, dişkılama kontrolünde bozukluk, cinsel fonksiyonlarda kayıp gibi daha ileri nörolojik problemler ortaya çıkabilir. Böyle durumlarda acil ameliyat yapılması gerekir. Ancak unutmamak gerekir ki  bel fıtıkların % 97’si ameliyatlık değildir.

Ä°lgili resim

Bel Fıtığı Tanısı Nasıl Konur?

Bel fıtığı tanısı hasta öyküsü, fizik ve nörolojik muayene, röntgen, MR (manyetik rezonans) veya BT (bilgisayarlı tomografi) gibi görüntüleme yöntemleri ile konur. Bazı durumlarda EMG denilen (elektromiyografi- kasların doğal elektriksel aktivitesini ölçen) teste ihtiyaç duyulabilir.

Akupunktur İle Boyun Fıtığı Tedavisi

Bel fıtığından daha az sıklıkla görülen boyun fıtığı 30-45 yaşları arasında ve erkeklerde daha fazladır. C5-C6 seviyesinde en çok hareket vardır, fıtıklaşma bu seviyede en fazladır. Yaş ilerledikçe C6-C7 seviyesindeki fıtıklaşma sıklığı artar.

Boyunun Fıtığı Tedavisi Ve Akupunktur 

(WHO) – Dünya Sağlık Örgütünün yayınladığı rapora göre akupunkturla tedavi edilebilen hastalıklar grubunda boyun fıtığı yer almaktadır.

Boyun fıtığı tedavisi büyük ölçüde boyun fıtığın derecesine ve boyun ağrısının şiddetine bağlı olarak planlanır. Ameliyat gerektirmeyen hastalarda fizik tedavi ve ilaçlarla tedavi uygulamanın yanında günümüzde etkili tedavi yöntemi akupunktur’dur.

Akupunktur Vücuda Nasıl Etki Ediyor? 

İlk seanslarda önce akupunkturun ağrı giderici etkisi kendini gösterir ve hastanın ağrısı azalır.  Akupunktur vücutta bulunan ve doğal ağrı kesici özelliği olan endorfin hormonunu harekete geçirerek bunu sağlamış olur.  Sonraki seanslarda artık tedavi edici etki kendini gösterir ve fıtık anatomik olarak gerilemeye başlar, diski oluşturan yapılardaki doku yenilenmesi başlar. Fıtık bölgesine kan dolaşımı artarak kas gevşetici ve ödem çözücü maddeler o bölgeye hucum eder. Akupunkturla uyarılan böbrek üstü bezleri kortizon salgılayarak fıtık bölgesindeki dokulardaki ödemin çözülmesine etki ederek damar ve sinirlere yapılan baskının ortadan kalkmasını sağlamaktadır. Akupunktur vücutta bulunan kas gevşetici ve doku besleyicileri maddeleri harekete geçirerek, boyun çevresi kas spazm şikayetleri azalır ve kaslar kuvvetlenir. Akupunktur tedavisinin tetiklediği sakinleştirici etkiye sahip hormonlar sayesinde hasta psikolojik olarak rahatlamaktadır. 

Boyun Fıtığında Akupunktur Nasıl Uygulanır ?

Akupunktur haftada 2-3 kez olmak üzere toplam 10-15 seans uygulanmakta. Yöntem olarak Fransız Kulak ve Vücut akupunkturu uygulamakta. Seans süresi 20-30 dakikadır.

Akupunkturun en çekici tarafı hiç bir yan etkinin olmamasıdır. Tedavi süresince komplikasyon yaşanmazken son derece rahatlatıcı bir tedavi seçeneğidir.

Tedavi sırasında kullanılan steril gümüş iğneler saç teli kadar ince olduğundan vücuda batırıldığında acı hissedilmez, iğnenin durduğu yerde kızarıklık oluşabilir ve sıcaklık hissedilebilir.

Belirtmek isteriz ki akupunktur tedavisi sürecinde hasta normal yaşamına devam edebilir. Ayrıca akupunktur tedavisi, ilaç tedavisindeki yan etkileri ve cerrahi tedavilerdeki riskleri içermez.

Kliniğimizde akupunktur uygulayan Doktor Ebru UYSAL ve Doktor Berna EGEMEN Sağlık Bakanlığın vermiş olduğu Muayenehane Akupunktur Ünitesi Yetki Belge ve Akupunktur Tedavisi Uygulama Sertifikalarına sahiplerdir.

Akupunktur tedavisi için (0216) 384 20 85-384 20 86 kliniğimizin telefon numaralarından arayarak randevu alabilirsiniz.

Her Omurun Arasında Bulunan Disk Nedir Ve Diskin Erken Dejenerasyonu Neden Olur?

Boyun bölgesinde 7 adet omur mevcuttur. Omurlar arasında, ikinci ve üçüncü omurlar arasından başlayarak disk adı verilen kıkırdak yapılar bulunur. Boyun, başımızı her yöne çevirmemizi sağlayan ve başın ağırlığını taşıyan güçlü bir yapıya sahiptir. Bu hareketleri omurlar arasında bulunan diskler ve eklemler aracılığı ile sağlar. Boyun omurları içerisinden omurilik geçer. Omurlar arasında bulunan deliklerden ise kol kaslarının hareketini sağlayan ve kolların duyusunu sağlayan sinirler çıkar. Boyun omurları çok hareketli bir yapıya sahip olduğu için boyun ağrısı sık karşılaşılan bir yakınmadır. Erişkin yaş grubunda insanların yarısı yaşamlarında en az bir kez boyun ağrısı atağı geçirirler.

Damarsal yapıları olmayan diskler beslenmeleri için gerekli olan oksijen, glikoz gibi maddeleri komşuluk yaptıkları omurların süngerimsi kemik yapılarından diffüzyon yoluyla alırlar. Bu nedenle direkt kan akımıyla beslenemeyen disklerde doku yaşlanması (mikroskopik dejenerasyonlar) diğer dokulara göre daha erken başlar. Disklerdeki bu dejeneratif değişimler otuzlu yaşlardan itibaren mikroskop altında görünür hale gelmektedir. İlerleyen yıllarda disklerdeki dejenerasyonlara paralel olarak, omurların kenarlarında kalsifikasyonlar (osteochondrose) ve omurlar arasındaki eklemlerde de (spondylose) dejenerasyonlar oluşur. Direkt röntgen filmlerinde, görülen kalsifikasyon ya da halk arasında boyun kireçlenmesi olarak adlandırılan oluşumlar bu dejeneratif değişimlerdir.

Boyun Fıtığı Nedir?

Omurlar arasında bulunan diskin çeşitli nedenlere bağlı olarak yırtılması sonucunda bu yapının omurilik kanalı ve sinir kökü kanalına girmesiyle boyun fıtığı oluşur.

Boyun Fıtığı Nedenleri Ve Boyun Fıtığı Nasıl Oluşur?

Boyun fıtığının oluşması pek çok nedene bağlı olabilir. Trafik kaza sonrası veya travma sonrası boyun fıtığı oluşabilir, boynun yanlış hareketleri ve yanlış pozisyonları, boyun kaslarında zayıflık, yanlış duruş, psikolojik stres, yorgunluk, uzun süreli bilgisayar kullanımı, soğuk klima ısısına maruz kalmak ve egzersiz yapmamak başlıca boyun fıtığı nedenleri arasındadır.

Boyun, bele göre daha narin bir yapıda olduğundan, boyundaki deformasyonlar daha erken yaşlarda başlayabilir. Genetik yatkınlık da boyun fıtığına neden olabilir. Genellikle ince, narin ve uzun boyunlu insanlarda boyun fıtığı, kısa boyunlu insanlara oranda daha çok görülmektedir. Bu tip insanların kas yapıları daha zayıftır ve çevresel faktörler ile yaşam biçiminden çok daha kolay etkilenir.

Sigara kullanmak da boyun fıtığı riskini artıran nedenler arasındadır. Özellikle genç yaşlarda sigaraya başlayanlarda, boyun yapısı kısa sürede bozulmaktadır.

Boyun fıtığı, akut ve kronik olarak iki döneme ayrılabilir. Akut dönemde omurgalar arasındaki disk dokusunun jel kıvamında iç kısmının, daha kuvvetli bir bağ dokusundan oluşan dış kısmı yırtarak omurilik ve sinirlere bası yapması sonucu boyun fıtığı ortaya çıkar. Buna bağlı tek taraflı boyun ağrısı, kürek kemiğine, göğse ve kola yayılan ağrılar hissedilebilir. Ağrı, öksürük, ıkınma ve hapşırma ile artabilir. Kollarda güçsüzlük hissi, sabah yorgunluğu, kulakta çınlama ve uğultu de olabilir. Kronik dönemde omurga kemiklerinde çıkıntı oluşumu (osteofit) veya genel olarak omurga sistemini oluşturan yapıların yaygın dejenerasyonu ile servikal spondilozis- boyun kireçlenmesi adı verilen bir tablo söz konusudur.

İletişim

KLİNİK İLETİŞİM BİLGİLERİ

AdresŞemsettin Günaltay Caddesi  No: 110Deniz Apartmanı, Kat: 2, Daire:5, Kozyatağı Mahallesi, Semt: AyşekadınKadıköy, İstanbul

Telefon: 0216 384 20 85 / 0216 384 20 86

Gsm: 0532 341 97 780532 341 97 79

E-Mail: drebru@drebruakupunktur.com / drebruakupunktur@gmail.com


Daha Büyük Görüntüle

Çalışma saatleri:

Pazartesi: 09:30-19:30

Salı: 09:30-16:00

Çarşamba: 09:30-16:00

Cuma: 09:30-19:00

Cumartesi: 09:30-13:00

 akupunktur merkezi akupunktur kliniği akupunktur istanbul akupunktur kadıköy akupunktur tedavileri mezoterapi mekezi lipoliz merkezi besin intolerans test adresi akupunktur adresi